Topkapı Sarayı gezi rehberi 2 (Genel hatlar)

Yazı dizimizin ikinci bölümüne  Eski Saray’ın yapımı, Yeni Sarayı’n yapılışı, sarayın genel özellikleri ve sarayda sergilenen koleksiyonlar ile devam ediyoruz.

Topkapı Sarayı’nın inşasının ne zaman başladığı konusunda farklı kaynaklar farklı tarihlendirmelerde bulunuyorlar. Kimi kaynaklar 1458 derken kimi kaynaklar da 1459 konusunda diretiyor. Ama yapıldığı dönem hakkında herkes hem fikir. O da, Eski Saray’ın inşasının bitirilip Yeni Saray’ın yapımına başlanmasıdır.

İstanbul’un fethinden birkaç yıl sonra Fatih Sultan Mehmet, başkentin Edirne’den İstanbul’a taşınmasına karar vermişti. Şu halde, Osmanlı’nın yeni başkenti olacak olan İstanbul’a, devlet yönetim merkezi olarak bir saray yaptırmak gerekiyordu. Soru şuydu. İstanbul, yedi tepeli bir şehirdi. Saray, hangi tepeye yapılacaktı?

Sarayın yapılması için Beyazıt semtinde yer alan günümüzde üzerinde İstanbul Üniversitesi’nin bulunduğu, üçüncü tepe seçildi. Saray, Beyazıt Meydanı’ndan Süleymaniye Camii’nin olduğu yere kadar uzanıyordu.

Osmanlı’nın İstanbul’daki ilk sarayından elimizde sadece bu minyatür kaldı

Matrakçı Nasuh, söz konusu “minyatürle kent tasviri” denilince Osmanlı’nın zirve ismi. Matrakçı Nasuh 1537 yılında çizdiği İstanbul haritasında, Osmanlı’nın İstanbul’a ilk inşa ettiği saray olan Eski Saray’a da yer vermişti.

Minyatürün ortasında görünen saray, kale gibi dört duvarla çevrilerek korunuyor. Bahçesinde servi ağaçları ve çiçekleri gözüküyor. Arkada görülen cami, Beyazıt Camii’dir. Ne yazık ki bu saraydan günümüze kalıntı bile ulaşmadı. Şu minyatür de olmasa, Osmanlı’nın İstanbul’daki ilk sarayını hayalimizde bile canlandıramayacağız!

Ve Yeni Saray yapılıyor

Sarayın inşası tamamlandığı sırada Fatih Sultan Mehmet, birinci tepeye yeni bir saray daha yapılmasına karar verdi. Birinci tepe Haliç’i, Boğaziçi’ni, Üsküdar’ı, Kadıköy’ü ve Adalar’ı aynı anda görebilen muhteşem bir konuma sahipti çünkü. Daha sonra Sarayburnu olarak adlandırılacak olan bu tepe, Boğaziçi’ne bir kısrak başı gibi sokuluyordu.

Yeni sarayın yapım programını bizzat Fatih Sultan Mehmet belirledi. İstanbul’un fethinden kısa bir süre önce Boğaziçi’nde yapılmış bir kale olan Rumelihisarı planını da Fatih belirlemişti. Saray, sahibinin zihninde oluştuktan sonra yapı ustaları tarafından hayata geçirilmişti.

Osmanlı, birinci tepeye yeni yapılan bu saraya “Yeni Saray” dedi. 19. yüzyıla kadar da bu adlandırma kullanılmıştır. Topkapı Sarayı’nın Topkapı Sarayı olarak adlandırılması oldukça yeni bir dönemde olmuştur. Üçüncü tepeye yapılan sarayda “Eski Saray” olarak bilindi.

Fatih, 1478 yılında Topkapı Sarayı’na taşınana kadar, Eski Saray’ı padişahlık sarayı olarak kullandı. Bu saray, Fatih’in hem evi hem de devlet yönetme merkeziydi. Osmanlı hanedanının İstanbul’da doğan ilk üyesi olan Cem Sultan bu sarayda doğmuştu.

Fatih’in Topkapı Sarayı’na taşınması üzerine, padişahın haremi “Eski Saray” da kaldı. Uzun yıllar bu durum böyle devam etti. Ta ki, harem 3. Murat döneminde Topkapı Sarayı’na taşınana dek.

Harem, Topkapı Sarayı’na taşınınca da Eski Saray, ölen ya da tahtan indirilen padişahların ailesine tahsis edildi.

Topkapı Sarayı adını 150 yıl önce almıştı

Sarayın deniz tarafındaki kapılarından birinin adı iki kulesi bulunan Top Kapısı idi. Bu kapı adını, önünde bulunan toplardan almıştı.  Bu toplardan, sarayın önünden geçerken padişaha saygı icabı selam topu atan gemilere nezaketen bir top atışıyla karşılık verilir ya da şehzade doğumu, fetih haberi, sünnet düğünleri gibi sevinçli, şenlikli zamanlarda pare pare top atışları yapılırdı.

İşte, Sultan 1. Mahmut (1730-1754) bu kapının yanına yazlık bir sahil saray yaptırdı. Yeni yapılan sahil sarayı ahşaptı ve bulunduğu yere atfen “Topkapısı Sahil Sarayı” adını almıştı.

Topkapısı Sahil Sarayı 1862’de İstanbul’daki birçok ahşap köşk gibi bir yangında tamamen kül olunca, Yeni Saray bu adla anılır olmaya başlanmış, Topkapı Sarayı olmuştu.

Bir yangında kül olan Top Kapısı

Topkapı Sarayı’nda, Osmanlı’nın bütün dönemlerinin mimari beğenilerini görebilirsiniz

Topkapı Sarayı’nın inşası 1478 yılında tamamlanmıştı ama daha sonra birçok padişah, çeşitli ihtiyaçlara cevaben dönemin zevklerini yansıtan kamu binaları ve köşkler inşa ettiler. Bu nedenle saray, Osmanlı’nın farklı dönemlerine ait mimari çizgiler barındıran bir mozaik görünümü kazandı. Sarayda, 15. yüzyılda Fatih döneminde yapılan bir köşkü de görmek mümkün, 16. yüzyılda Kanuni döneminde yapılmış bir çeşmeyi de. 17. yüzyılda 4. Murat döneminde yapılan bir köşkü de görebilirsiniz, 18. yüzyılda 3. Ahmet döneminde ya da 19. yüzyılda Abdülmecit döneminde yapılmış bir köşkü de.

Bir sergi sarayı olarak Topkapı Sarayı

Gezimiz boyunca tam 10 sergi gezeceğiz. Şaka değil! Topkapı Sarayı bir sergi sarayıdır aynı zamanda.

Sarayın mutfakları, köşkleri, ahırları, odaları her biri kendi alanında dünyaca ünlü olan koleksiyonların sergilendiği binalar olarak kullanılırlar.

Sarayın sergi amaçlı olarak kullanılan binalarını ve bu binalarda sergilenen ve bizim de göreceğimiz koleksiyonları kısaca şöyle sayabiliriz.

Saray mutfakları: Dünyanın üçüncü büyük Çin porseleni koleksiyonu sergilenir.

Dış Hazine binası: Osmanlı’ya ait silahlar koleksiyonu sergilenir.

Hasahırlar binası: Dönem dönem sergilere ev sahipliği yapar. En son yapılan sergi “Bir taşım keyif-Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü” adını taşıyordu.

Seferli Koğuşu: Padişah kaftanları koleksiyonu sergilenir.

Hazine Dairesi birinci oda: Osmanlı tahtaları sergilenir.

Hazine Dairesi ikinci oda: Osmanlı’ya hediye edilen, ganimet yoluyla elde edilen eserler ve nişanlar.

Hazine Dairesi üçüncü oda: Osmanlı saray kuyumculuğunun nadide eserleri sergilenir.

Hazine Dairesi dördüncü oda: Değerli elmas koleksiyonu ve hanedana ait kimi eserler.

Mukaddes Emanetler Dairesi: Hz. Muhammet (sav) dört halife ve bazı peygamberlere ait eserler sergilenir.

Has Odalılar Koğuşu: Padişah portreleri sergisi.

Topkapı Sarayı’nın genel planı

Saray, 700 bin metrekarelik bir alanı kapsar. Bunun 80 bin metrekaresini binalar oluşturur. Geri kalan bölümse bahçelere ayrılmıştır. Yüzdeliğe vurursak, kapladığı alanın %85’nin hasbahçelere ayrıldığı bir saraydır Topkapı Sarayı. Bu bahçeler vakti zamanında Osmanlı’nın ince zevklerini yansıtan çiçekler ve türlü ağaçlarla donatılıyordu.

Piri Reis’in çizimiyle Topkapı Sarayı

Birbirine görkemli kapılarla bağlanan avlulardan, bu avluların yanlarına dizilmiş irili ufaklı binalardan ve bunları çevreleyen bahçelerden oluşan saray, yaklaşık 4 kilometre uzunluğundaki bir sur duvarı ile korunur. Sur-u Sultani yani Sultanın Surları adını taşıyan bu sur duvarları, sarayı şehirden ayırır ve ona bir kale görünümü kazandırır. Bu duvar üzerinde bulunan yedi kapı aracılığıyla, saray şehre açılır. Bu kapılar arasında şehre açılan ana kapı, İmparatorluk Kapısı nam-ı diğer Bab-ı Hümayun Kapısı’dır. Kapı, bir tarafında Ayasofya bir tarafında Sultan 3. Ahmet Çeşmesi bulunan küçük bir meydancığa açılır. Bu meydancığa ulaşarak gezimize başlıyoruz.

Not: Rehberin ilk bölümü için şu linke tıklayın: http://www.biristanbulhayali.com/topkapi-sarayi-gezi-rehberi-1-genel-giris

Bir Cevap Yazın