Ekşi Sözlük’te adıma açılan başlıktaki bir yoruma cevabım

Ekşi Sözlük’te adıma açılan başlıktaki bir yoruma cevabım

Ekşi Sözlük'te adıma açılan başlıkta eski bir öğrencim yorum yazmış. Belki bu bloğu takip ediyordur görür belki de yıllar sonra ...

İstanbul Etiketli Makaleler

  Dev apartman blokları arasında ezilen bu cami, Mimar Sinan’a yaraşıyormuş. Başlık Sabah gazetesine ait. Bu haberi okuyan kişi Sinan hakkında herhalde şöyle düşünür: Mimar Sinan yaptığı camilerde çevresini düşünmeyen bir garip mimardır. Öyle bir mimardır ki yaptığı camisinin, çevredeki diğer yapılar arasında sıkışıp kalmasına, ezilip büzülmesine izin verir. Oysa tam tersi. Sinan, Süleymaniye Camii’yi yaparken caminin çevresinde yapılacak olan […]

Troçki’yi bilenler bilir, bilmeyenler içinse bir kaç cümleyle… 20.yüzyılın tarihine yön veren Sovyet Devrimi’nin lideri Lenin, 1918 yılında Troçki’yi en önemli vazifeye getirir: Harbiye ve Bahriye komiserliğine. Troçki  bundan sonra tüm batı dünyasına korku salan Kızıl Ordu’yu kurar, başkumandanı olur. Sonrasında Lenin’in halefi olarak anılmaya başlanır. Lenin öldükten sonra ise Stalin’le verdiği iktidar mücadelesini kaybeder. Çünkü Troçki eylem adamlığının yanında […]

Horozlar göğe yükselen ibikleriyle meşhurdurlar. En tepedeki Galata Kulesi ki İstanbul’un ibiği gibidir. En baş horozlarından kabul edilir. Bir öndeki Ayakapı hamamıdır ki Mimar Sinan’ındır. Bakımsızlıktan çim adama benzeyen bir garip horozdur o. Bir diğeri etiyle, kanıyla capcanlı bir horozdur. Ayakapı sur kalıntılarını mesken eylemiştir.

Ayazmaların Hristiyan Ortodoksların kutsal suları olduğundan, şifa dağıttığına inanıldığından daha önce yine Üsküdar’da bulunan Harem İskelesi Ayazması’nı konu alan yazımda belirtmiştim. O yazımda ayazmanın içinde bulunduğu durumu anlatmış ve rezalet demiştim. Aynısı bu ayazma içinde geçerli. Fethi Paşa Korusu’na Paşa Limanı Caddesi üzerinden gidenler bilirler. Korunun girişinin hemen solunda, küçük bir palmiye ağacının altında demir parmaklı, tuğladan yapılma bir yapı var. […]

Ahşap, Anadolu’da dile geldi. Oymasıyla, kakmasıyla, kündekarisiyle meşeye, cevizağacına, kızılcığa, akçaağaca işlendi. Kah caminin kendisi kah minberi kah vaaz kürsüsü kah pencere çıkmaları ahşapla şekillendi, güzelleşti. Bazen boyandı bazen üzerine mozaikler yapıştırıldı. Bazense bedeni oyula oyula kitabeler, ayetler kazındı. Sivil mimarideyse ahşapın en güzel işlendikleri yerler evlerin kapılarıydı. Çünkü Anadolu için kapılar, sokaklarla evin sınırıydı. Kapılar mahremiyetin sinir uçlarıydı. Öyle […]

İstanbul’da kaç yerde bulabilirsiniz, çam ormanlarının bitip denizin başladığı sahili? Ve kaç yerde görebilirsiniz şemsiye görevini gören çam ağacını? Burgazada’da irili ufaklı epeyce plaj var. Bir tanesi hepsinden özeldir. Küçüktür. Epitopu 10-15 şezlongluktur. Bir dağcı edasıyla  inmek ve bir dağcı edasıyla çıkmak zorundasınızdır. Dik bir yamacın dibindedir çünkü. Yoktur yolu. Yoktur elektiriği, suyu Onun için pekçe bilimez. Pekçe de gidilmez. […]

Yukarıdaki adalardan, yassılığıyla malül olana Yassıada, sivriliğiyle malül olana da Sivriada derler. Ama her ikisi  birden hayırsızlıklarıyla  malül olduklarından, Hayırsız Adalar  derler. Çünkü bu adalar hiçbir zaman hayırlı işlere vesile olmamışlar, hep tüyler ürperten olayların mekanı olarak anılmışlardır. Bizans, muhaliflerini tüm halka ibret olsun diye, kimi zaman ağır işkenceler yapıp kimi zamansa gözlerine mil çekip bu adalara gönderirmiş; acılar içinde açlık ve susuzluk çekerek ölsünler diye. Muhalif olan din adamlarının, devlet […]

Fenerbahçe Feneri ne Şile Feneri gibi ne Anadolu Feneri gibi ne de Rumeli Feneri gibi heybetli kayalıklara konuşlanmış değil. Dolayısıyla pek de görkemli değil ve pekte iyi fotoğraf vermez. Diğer fenerler onbinlerce hatta yüzbinlerce çekilirken o sadece birkaç kez çekilir. Bir fener olarak denizlerin yalnızı değildir o fotoğrafında yalnızıdır. Ama tam da zıttı şekilde görkemli bir tarihi vardır. En azından […]

Kadıköy’ün Ayasofya’ya, Sultanahmet’e, Topkapı Sarayı’na en yakın olduğu yer burası. Dolayısıyla karşının manzarasına hakim olan yer burası. Kadıköy’de günbatımının en keyifle izlendiği yer de burası. Yetmez. İstanbul Boğazı’da buradan başlar. O da yetmez. O dillere destan güzelliğiyle Boğaziçi buradan sonra karşınızda arz-ı endam ediverir. Buna rağmen burayı çok az kişi bilir. Çoğu kimse gitmemiştir bile. Gidenler adının İnciburnu Deniz Feneri […]

Bu fotoğraf tek cümleyle korku ve tahammülsüzlüğün fotoğrafı. İstanbul’un zamana direnen 14 kapısı var. Bu kapılardan bazılarının üzerinde Osmanlıca kitabe, bazılarının üzerinde Yunanca kitabe, bazılarında ise haç var. Haç sadece iki kapının üstünde var. Biri Sulukulekapı diğeri de Mevlanakapı. Sulukule kapısı şu an kentsel dönüşüm içinde olduğundan içi tuğlalarla örülmüş ve  kapalı. Mevlanakapı  ise faal bir şekilde işliyor. Kapının üstünde, […]

Paranın bu tarafı saltanatı kaldırır, diğer tarafı karşı çıkar. Bu tarafı Cumhuriyeti ilan eder, diğer tarafı yine karşı çıkar. Bu tarafı halifeliği kaldırır, diğer tarafı yine karşı çıkar. Bu tarafı harf devrimini yapar, diğer tarafı yine karşı çıkar. Peki, kim bu amansız muhalif. Fatma Aliye. Yani, paranın diğer tarafındaki hanım.

  En son Rize’de bazı “çok akıllı muhafazakarlar”  üzerinde Mühr-ü Süleyman motifi bulunan Osmanlı mezar taşlarını, bunlar İsrail bayraklarıdır deyip kırmışlardı. Muhtemelen de mezarda yatanı Yahudi sanmışlardı. Gözlerini kırpmadan tarihi bir  katliam yapmışlardı. Oysa altı köşeli bu yıldızın Osmanlı dünyasında özel bir yeri vardır. Mesela Barbaros Hayreddin Paşa, denizde seferdeyken rüzgara hükmedebilmek için sancağına Mühr-ü Süleyman motifi nakşettirmişti. Çünkü bu […]

1870’de İstanbul’da doğar Achilles Samandji. Cumhuriyet’le beraber uygulanmaya başlayan İstanbul’u tektipleştirme politikalarından  rahatsız olmuş olacak 1936’da terkeder bu kenti. Yoksa İstanbul’un özellikle arka sokaklarını, Bizans mirasını fotoğraflayan bir fotoğrafçı neden terketsin ki memleketini. Rum kökenli olan Achilles Samandji padişahların, şehzadelerin fotoğrafçısı olarak bilinir. Ama İstanbul’u çekerken tezat bir şekilde lüks ve  şaşaa kokan semtleri çekmez. Bu yüzden fotoğraflarında Beyoğlu, Galata hemen […]

Bir zamanlar uğruna can verilen tarihi eserleri, müzelerin içine hapseden değişim değil midir? Resime muhalefet olan bir İslam’dan, İslam’ın son halifesini ressam yapan o kudretli güç , değişimden başka nedir? Değişim ilerlemenin motoru. Hayat için su neyse, tarih için değişim o! Dolayısıyla tarihin tanrısıdır değişim. Herkes usul usul ona biat eder. Gizli, saklı ibadet eder. O dönüştürür, o değiştirir. Kadir-i […]

Twitter’da  #istanbuldemek; şaşırmak demek,  gülmek demek, eğlenmek demek Çünkü Twitter yurdum insanın bütün yaratıcılığını konuşturduğu bir alem-i cihan demek. Aşağıdaki twitler 13 Mayıs’ta  #istanbuldemek  konulu özel bir alana yazılan twitlerden bir derleme. Kullanıcılar bu alana İstanbul’un kendilerine göre ne anlama geldiğini, ne anlam ifade ettiğini  yazıyorlar. Mesela Ozan Aydemir’e göre “#istanbuldemek  bir adaya düştüğünde yanına alacagin 3 sey sorulunca, sokarım adanıza, […]

Topraklarına tutkuyla bağlılar. Bizans’ta sığınmanın, sürgünün toprağı  onların vatanı. Ölümüne ısrarı. 6-7  Eylül olayları sırasında mobilya ustası olan Rum kökenli Yani, Karaköy’deki dükkanı yağmalanınca diğer akrabaları gibi kaçmaz Yunanistan’a. Karısı ile beraber  Hristos Mansatırı’na sığınır. Zangoç olur sonra. Yıl 2012 hala orada. Siyah beyaz fotoğrafı, çanın altında. 60 yıl önce Diyarbakır’dan İstanbul’a göç eden Süryani teyze de ısrarla toprağına tutkuyla bağlı kalanlardan. […]

  Yüzyıllardır kitapla arasına ciddi bir mesafe koyan, okumayı değil de okumamayı alışkanlık haline getirmiş bir toplumda  kitaba dair yapılan her etkinlik önemlidir. Onun için bu memlekette kitap şenliklerinin küçüğü büyüğü olmaz; Tüyap ne kadar önemliyse Kadıköy Kitap Şenliği’de o kadar önemlidir. Çünkü her bir şenlik bol cerahatlı yaraya vurulan koca bir neşterdir. Bu önemli şenliklerden birisine 12-13 Mayıs tarihleri arasında […]

Sarkis Sarraf  Hovhannesyan 1740 İstanbul doğumlu Ermeni bir tarihçi. İleri derecede Türkçe ve Rumca biliyor. Neredeyse tüm ömrünü kaleme aldığı eserleri için harcamış. Bu eserlerden bir tanesi de 1800 yılında bitirdiği, hem tarihçiliğini hemde seyyahlığını konuşturduğu bir kitap: Payitaht İstanbul’un Tarihçesi. Bu kitap alanında özel bir kitap olarak kabul edilebilir. Çünkü Hovennasyan bu kitabında İstanbul’u anlatmak için farklı bir metot kullanıyor.

Padişah 2. Abdülhamit’in moda tasarımcısı olan Jean Botter için İstiklal Caddesi’nde yaptırdığı biribirinden güzel rölyeflerle süslü olan Botter Modaevi’nin hikayesini daha önce şu yazımda anlatmıştım. Yakın zamanda İstiklal Caddesi’ne gittiyseniz ve dikkatinizi çektiyse bilirsiniz: Bina tel tel dökülüyor. Rölyeflerinin kenarından otlar fışkırıyor. Yazıma binanın şuan tel tel döküldüğüne, neden restore edilmediğine dair birkaç okur yorumu gelmişti. Ben sorunun nedeninin ilgisizlik, […]

  İstanbul’da Ermeni  mirasını anlamak demek neredeyse koca Ermeni  tarihini anlamak demek. Çünkü Ermeni tarihine yön veren siyasi, idari ve sanatsal kişilikler bu kentte doğmuş, bu kentte yaşamış. İstanbul’un Osmanlıya 500 yıl başkentlik yaptığını ve 3 kıtanın buradan yönlendirildiğini düşünürsek bu durum gayet doğal görünüyor. Hristiyanlığın Ortodoks mezhebine bağlı olan Ermenilerin Osmanlı tarihinde 2 kırılma noktası var. Biri Papalığın misyonerlik […]

  İstanbul’un tarihi kimliğini fon eyleyip, bugünle hayat bulan tarihle de taçlanan fotoğrafları fondaİSTANBUL adı altında bir dia gösteriminde buluştu. Bu fotoğaflarda önde hep hayat var. Arkada hep tarih. Önde “an” var. Arka da bin bilmem kaç yıl. Toplam 14 buçuk dakikadan oluşan dia gösterimi, 13 Nisan Cuma günü akşam saat 8’de Aznavur Sanat Evi’nde.

Buyurmuş ki: “ Medresemin öğretmenini yani müderrisini Şeyhülislam atasın. Müderris öyle hergün değil belirli günler gelsin. Karşılığında da 60 akçe yevmiye alsın. Öğrencilere de günlük üçer akçe yevmiye verin. Medresenin kapısında yakılan kandile bakan talebeye de üç akçe verin. Hademelik görevi yapan bevvapa da temizlik işleri ile uğraşan ferraşa da üçer akçe verilsin.

Bizans. 1000 yıl boyunca İstanbul’u başkenti olarak kullandı. Bu binyıl boyunca da saraylarından kiliselerine, manastırlarından ayazmalarına, surlarından hanlarına, mezar odalarına ve su kemerlerine kadar binlerce eser verdi. O binlerce eserden günümüze  ne yazık ki onlarcası kaldı. 10 dakikalık bir belgeselde bu Bizans eserlerinin 50 yıl önceki halini görmeniz mümkün. Belgesel 1964 yılında yapılmış ve Fransızlara ait . Haliyle Fransızca ama izlerken canınız sıkılmaz. Çünkü […]

İstanbul’un zamana direnen onlarca kapısından en az bilineni. Belki de hakkında en az yazı yazılanı. Onun için yalnız sayılır, kimsesizdir. Bu yazının nedeni de onu bu kimsesizlikten, ilgisizlikten kurtarmak. İstanbul’un unutulan bir kapısını kayıt altına almak.

Sayfalar:«1234»

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————–

Yazıların ve fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

————————————————————–

Bu sitede emeğe saygı esastır