Meşakkatli bir rota: İstanbul’un köyleri

Meşakkatli bir rota: İstanbul’un köyleri

İstanbul'un köylerini gezmek uzun zamandır aklımdaydı. Cumartesi ( 30 Eylül 2017) itibariyle başlıyorum. İstanbul'da toplam 151 köy bulunuyor. Elbette hepsini gezmeyeceğim. ...

nerede Etiketli Makaleler

Boğaziçi’nde bulunan toplam 366 yalının 136 sı Sarıyer ilçe sınırları içinde bulunduğundan, Boğaziçi’nin yalıları ile en zengin ilçesi Sarıyer’dir. Sarıyer yalıları Beşiktaş sınırında Mısırlı Yusuf Ziya Paşa Yalısı ile başlar, Büyükdere sahillerine kadar uzanır. Bu yazı, bu yalılardan Osmanlı tarihinde yer etmiş ve ilk etapta bilinmesi gereken 32 sini konu alıyor. Beşiktaş’tan Sarıyer’e ve ötesine uzanan bir vapur seyahatinizde bu yalıları […]

Şanlı Galatasaray bayrağının dalgalandığı bu ada, Boğaziçi’nin Kız Kulesi ile beraber iki adasından biri olmanın onurunu yıllardır yaşıyor, ilelebet yaşayacak da. Her ne kadar gidemesek de, üye olamadığımız için sadece uzaktan görmekle yetinsek de seviyoruz, şanlı bayrağın dalgalandığı bu toprak parçasını. Seviyoruz Galatasaray Adası’nı çünkü bu adacığın  bir tarih-i şahanesi var. Galatasaray Adası İstanbul’u süsleyen içinde camilerin, sarayların, konakların, köşklerin […]

  Anemas. Kökeni Arap. Babası öncenin müslümanı, yenin hristiyanı. Bizans’ın nimetlerinden yararlanmak için ailecek  hristiyan olmuşlar yani. Arzularına da kavuşmuşlar. Çünkü oğulları Anemas, darbe planları yapabilecek kadar kıdemli bir Bizans komutanı olmuş. Bir gün o güzelim kafasını kazımışlar Anemas’ın. Hayvan bağırsakları dolamışlar. Ve ibret-i alem olsun diye bir öküzün üzerine bindirip dolaştırmışlar İstanbul sokaklarında. Çünkü Anemas büyük suç işlemiştir. İmparator Komnenos’u devirmek isteyen darbecilere destek vermiştir. Darbe planları açığa çıkınca da […]

Buyurmuş ki: “ Medresemin öğretmenini yani müderrisini Şeyhülislam atasın. Müderris öyle hergün değil belirli günler gelsin. Karşılığında da 60 akçe yevmiye alsın. Öğrencilere de günlük üçer akçe yevmiye verin. Medresenin kapısında yakılan kandile bakan talebeye de üç akçe verin. Hademelik görevi yapan bevvapa da temizlik işleri ile uğraşan ferraşa da üçer akçe verilsin.

Sultanahmet Adliye Sarayı’yla Klodfarer Sokağı arasında bulunan İbrahim Müteferrika parkı ; parke taşlarıyla, yeşil alanıyla ve banklarıyla betonarme binaların arasında kendi halinde duruyor. Ama bir pazar sabahı Divanyolu’nun keşmekeşinden uzaklaşıp sessizliği dinlediğinizde, burayı parktan çok bir “boşluğa” benzetiyorsunuz. Tarihe günübirlik bir parantez açabileceğiniz ve kenarına geçip 40 odalı masaldan saray düşleyebileceğiniz bir boşluğa? Borular,  gri metal yapı ve İbrahim Müteferrika?nın heykeli boşluğun […]

Türbede üç sanduka var, üçü de parçalanmış. Duvarlarından otlar fışkırmış. Tahta kapısı kırılmış.Kubbesi delinmiş. Ve penceresi de yok. Sağlam bir kapı yapmaktansa kapının olduğu yeri tuğlalarla örmüşler. Aynı muameleyi pencereler içinde uygun görmüşler. Türbe, sebil ve darülkurradan oluşan 200 yıllık bir külliyeyi böylece öldürmüşler. Zamanında Mekke Kadılığı ve Anadolu Kazaskerliği yapmış olan Benlizade Ahmet Reşit  Efendi?nin türbe, sebil ve darülkurra’dan oluşan külliyesinden bahsediyorum. İstanbul?a […]

Yukarıdaki cami , 2 metreyi zar zor bulan basık tavanıyla, birbirine yakın ve oldukça da kalın 54 sütunuyla  İstanbul’un en özgün yapılı camisi. En şaşırtanı. En ayrıksısı. İstanbul’un fethi sırasında Bizans’ın Haliç’e gemi girişlerini önlemek için Haliç’in ağzını zincirle kapattığı herkesçe bilinir. Bu zincirin bir ucu Sirkeci’ye bir ucu da Galata’da bulunan Kastelyon Kulesi’ne bağlanıyordu. Bu camide  bu kulenin mahzeni yani bodrumu olarak yapılmıştı. Bizans, Kastelyon […]

Sokollu Mehmet Paşa’nın  yıl 1505’te Bosna’nın yoksul bir köyünde başlayıp  Osmanlı Devleti’nde  zirveye  uzanan bir hayat hikayesi vardır. Bu  hikaye yıl 1579’da  bir meczubun hançerinin ucunda trajik bir biçimde sonlanır. Paşa, ölümün ne zaman geleceğinin belirsizliğinden olacak  türbesini ölmeden yaklaşık 10 yıl önce yaptırdı. Yapanda Mimar Sinan’dı.

  Bu biletin önyüzünde benim şans numaram var. Ardında bir kadının mücadelesi var. Nimet Abla’nın mücadelesi. Nimet Hanım’ın kocası İsmail Efendi  piyango bileti bayisidir. Ama batırır epey gelir getiren gişesini. Bunun üzerine de Nimet Hanım der ki  kocasına: “İsmail, bu kadar parayı nasıl batırdın, bak ben bu işi yapayımda gör”

Bir yudum su için arı, musluğun içine girdi. Amacı belliydi: “Hayatı yudum yudum içmekti.” Hem de canı pahasına. Çünkü, suyun gürül gürül gelmesi ve  minik bedenini alıp götürmesi an meselesiydi. Ama su hayattı. Candı. Kimi zamanda canı alandı. Ve su gürül gürül akmaya başladı. Arı belki de sudan bir an önce kaçmayı başardı. Belki de minik bedenini sel suları kaptı. Arının başına ne geldi bilmiyoruz. Ama bu şık  musluğun […]

180 derece açıya sahip bu panoramik fotoğraf, Mimar Sinan’ın 3 yılda yaptığı ama bizim 10 yılda restore etmesini beceremediğimiz  Mihrimah Sultan Camii’ne ait. Kanuni ve Hürrem’in kızı olan Mihrimah Sultan, Mimar Sinan’a  iki  cami yaptırmıştı. Bu camilerden biri Üsküdar’da diğerini de Edirnekapı’dadır. Fotoğraf  Edirnekapı’da olanına  aittir. Bu cami, inanılmaz derecede aydınlıktır ve havası kırmızımtıraktır. Çünkü 161 tane pencereyle aydınlanmaktadır. Bunun içinde Mimar Sinan’ın en aydınlık camisi […]

İki meleğin arasından sırıtan şeytan kılıklı bu adama iyi bakın. Çünkü bunu buraya yaptıran adama da, bu binaya da tarih aynen böyle sırıtmış. Nasıl mı? Çok parası varmış çook. Bir tavlası varmış, zarı elmastan  kesme, tahtası zümrütlerden ve yakutlardanmış. Sırf  lüfer avlamak için ortası olta sarkıtmak için delinmiş, özel bir yat bile yaptırmış. Namına yakıştıramamış demek ki kayıklardan, vapurlardan balık avlamayı ya da sıradan adamlar […]

Kanuni Sultan Süleyman’ın Pargalı veziri İbrahim Paşa şu sıralar çok popüler. Popüler olmasıda  pek şaşırtıcı değil aslında. Çünkü İbrahim Paşa Osmanlının muhafazakar standartlarını epeyce zorlayan bir zat-ı şahaneydi. Geçen gün yolum Sultanahmet’e düştüğünde İbrahim Paşa’nın meydanın  hemen kenarında bulunan sarayına da uğradım. Ve meydanın panoramik bir fotoğrafını çektim. Bu saraya girip meydanı görmediyseniz kesinlikle fotoğrafın üzerine tıklayın derim. Çünkü, Sultanahmet […]

Bu fotoğraf  Türkiye’yi geçtim Avrupa’nında en yüksek binası olan Sapphire‘den çekildi. Madrid’in en yüksek binaları Torre de Christal ve Torre Caja kuleleri… İlki 249.5 metre, ikincisiyse  250 metre. Bu kulelerle boy ölçüşebilecek iki kule daha var Avrupa’da. Biri 257 metreyle  Messeturm diğeri de 259 metreyle Commerzbank. Bu kulelerin ikisi de Frankfurt’ta. Sapphire ise 261 metre ve İstanbul’da. Avrupayı bilim ve teknoloji alanında değilde […]

Uzun zamandır balıkgözü objektifle  fotoğraf çekmemiştim. Şöyle bir balıkgözüyle  Aya İrini Kilisesi‘ni  fotoğraflayayım dedim. İyi de etmişim. Çünkü objektifimle , eğilin dedim ağaçlara. Eğildiler. Kilisenin heybetini büyülediler.  

Kispet giyip yağlanacak ve devrin ünü pehlivanlarıyla güreş tutacak kadar pehlivanlığa meraklı bir padişahtı  Abdülaziz. Bundan dolayı da Osmanlı hareminde padişahlara söylenen “Arslanım”  ünvanına belki de en uygun olan padişahtı. Çünkü bağırmaktan daha ziyade esip, gürlermiş. Avcılığa da meraklıymış Abdülaziz. Sık sık Alemdağ’a avlanmaya çıkarmış. Ava giderken de gerekli hazırlıkları yapması ve dinlenmesi için yol üzerindeki bir noktaya küçük bir köşk yaptırmış. Köşk, tek […]

Ragıp Paşa çok ehlikeyf bir paşa. Bugün rakıdan Türk içkisi diye bahsediliyorsa Ragıp Paşa’nın tartışılmaz bir yeri var.Çünkü ilk rakı fabrikasını kuran kişi.Ölümü de bu yüzden olacak mide kanserinden. Bu yazımda İstiklal Caddesi’nde bulunan apartmanını panoramik fotoğrafını sunuyorum. Çünkü paşaya ve apartmanına dair detayları daha önceki bir yazımda anlatmıştım Fotoğrafı bugün çektim. Fotoğraf 14 ayrı karenin birleştirilmesinden oluşturulmuş olup üzerinde herhangi […]

Hayat damarları kesilmiş. Tıpkı adına yaptırılan kişinin Hayat damarlarının kesilmesi gibi. Çünkü bu çeşmeyi 2. Mahmut’un kızlarağası olan Hafız İsa Ağa, Kendisi gibi bir kızlarağası olan Ve cellatların elinde hayat damarları kesilen Gazanfer Ağa?nın ruhunu şad etmek için yaptırmış. Gazanfer Ağa 1603’te idam edilmişti. Çeşme ise 1822’de yapıldı. Anlaşılan Hafız İsa Ağa, aradan 219 yıl geçmesine rağmen Gazanfer Ağa’yı unutmamış. […]

Adile Sultan’ın Fındıklı’da bir sarayı var, Sarayının adı şuan  “Mimar Sinan Üniversitesi” Adile Sultan’ın Kandilli’de de bir sarayı var. O sarayının adı da şuan “Kandilli Kız Lisesi” Ve Adile Sultan’ın Üsküdar’da da bir sarayı var. O sarayın adı da  şuan “Validebağ  Öğretmenevi” Bir tesadüf mü yoksa vasiyet mi? Aslında ikisi de değil. Adına “devamlılık”  denen tarihin görünmeyen eli sadece. Çünkü, […]

Bu camiyi Defterdar Tahir Efendi yaptırmış. Üsküdar Belediyesi’nin “Yüzyıllar Boyunca Üsküdar” adlı kitapta, Tahir Efendi için şöyle yazıyor. “Hesap işlerinden anlar, iş bilir bir zat idi.” Eee adam defterdar, hesap kitap  işlerinden anlamasın mı? O anlamayacakta kim anlayacak? Laf mı bu şimdi. Neyse… Defterdar Tahir Efendi, 2. Mahmut döneminde Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı yapmış. Yani defterdarlığın Rumeli sorumlusu. 1 yıl sonra […]

Zeyrek Yokuşu’ndaki bu türbe  küçük bir mezarlığın içindedir. Mekanın güzelliğinden olacak türbenin yanında şirin bir çayocağı vardır. Ve 3-5 masa. Adından da anlaşılacağı üzerine Mehmed Emin Tokadi 1664’te Tokat’ta doğar. İlk tahsilini de burada yapar. Tahsilini devam ettirmek için İstanbul’a geldiğinde 25 yaşında bir delikanlıdır artık ve tarih 1689’dur. Osmanlıda padişah 4. Mehmet tahttadır o zamanlar. Ünlü Köprülü sülalesi sadrazamlık  makamında olup devleti yönetmektedir. Medrese […]

Bu merdivenler, caddesiyle sokağıyla bol bol para kokan meskun bir mahali, Bankalar Caddesi  ile Banker Sokağı’nı  birbirine bağlanıyor. Haliyle yaptıran da oldukça paralı biri. Osmanlı’dan gayrimenkul sahibi olma iznini başarabilen ilk yabancıya, Yahudi bir bankere, Avram Kamondo’ya ait. Avram Kamondo’nun bu merdivenleri, bankasının bulunduğu Banker Sokağı’ndan Bankalar Caddesi’ne  rahat ulaşabilmek için yaptırdığı söyleniyor. Lakin, bu bir rivayet. Gerçek olansa  şu: “Kamondo Merdivenleri, bugün Karaköy’ün simgesi. Hatta İstanbul’un simgelerinden.” […]

Bu kubbe Beyazıt Camii’nin kubbesinden daha büyük. Ama başka bir caminin  kubbesi değil bu kubbe… Bu kubbe, Zevk-ü sefanın son raddesine kadar yaşandığı bir mekanın kubbesi… Bu kubbe, daha kafelerin, eğlence merkezlerinin  olmadığı zamanlarda kadınların bir numaralı sosyalleşme mekanı olan ve anaların oğullarına gelinlik kız beğendiği bir mekanın kubbesi… Bu kubbe, İstanbul’un en büyük  hamamlarından birinin, İstanbul’un en eski tarihli Osmanlı eserlerinden birinin Tahtakele Hamamı’nın kubbesi. Tahtakale […]

Hazırlamış olduğum bilgi yarışması uygulamasını Google Play'den indirin ▼
------------------------------------------------------

——————————————————-

İstanbul’u eğlenerek öğrenin

———————————————————-

———————————————————–

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————

—————————————————————-

Bu sitede emeğe saygı esastır

_______________________________________