Ekşi Sözlük’te adıma açılan başlıktaki bir yoruma cevabım

Ekşi Sözlük’te adıma açılan başlıktaki bir yoruma cevabım

Ekşi Sözlük'te adıma açılan başlıkta eski bir öğrencim yorum yazmış. Belki bu bloğu takip ediyordur görür belki de yıllar sonra ...

İstanbul Etiketli Makaleler

Paranın ön tarafının devr-i zamanında yapılan bir toplantıda Sultan Ahmet Camii’nin ışıklandırmasının az olduğu, kubbesinin yıkılıp yeniden yapılması gerektiği söylenince toplantıyı terketmiş paranın arka tarafındaki adam. Hem de ağlayarak. Taklide karşı çıkıp, eski ile yeninin sentezini savunan, tüm ömrünü mimaride yerli bir dilin, Osmanlı-Türk dilinin oluşması için harcayan  bir mimar o. Avrupa mimarisinin çok katlı apartman planları üzerine Osmanlı’nın çinilerini cephelerde kullanıp, […]

Nice seyyah geldi gitti  İstanbul’a, nerdeyse hepsi de ortak bir noktada birleşti:  “Osmanlının mezarlığı muhteşemdir. ” Hatta İstanbul’a birkaç kez gelen ünlü Fransız edebiyatçı Gerard De Nerval İstanbul’da Boğaziçi’nden, saraylardan, köşklerden, sokaklardan  daha fazla mezarlıkları beğendi. Osmanlıda her bir mezartaşı bir sanat abidesidir.  Öyle ki devrin tüm sanatsal  üslupları taş işçiliğinden tutun hat sanatına, manzum biyografisinden tutun başlıklarına kadar bir […]

Çilekler ikiye ayrılır: Çakma olanlar ve gerçek olanlar. Çakma olanları yılın her mevsimi jelatine sarıp sarmalanmış bir halde bulabilirsiniz. İçine ne enjekte ettilerse artık bayağı bir kırmızıdır, ağzı sulandırır. Gerçek olan ise toprağında, mevsiminde yetişendir. Kırmızısı abartıya kaçmayandır. Kokusu, ruhu sarıp sarmalayan bir kıvamdadır. İstanbul’a has bir damak tadı olan Arnavutköy Çileği gibi… Mayıs ayının son haftasındayız. Çilekler yavaş yavaş […]

Kent fotoğraflarında 100 yıl önce 100 yıl sonra serileri değişeni vurgulamak için yapılır. Ama, söz  konusu Bizans mirası olunca 100 yıl önce de 100 yıl sonra da hiçbir şey değişmiyor bu topraklarda. Aşağıdaki iki fotoğraf arasında 100 yıl fark var. Fotoğrafların birini 2011 yılında ben çektim, diğerini ise muhtemelen 1900’lü yılların başında  Eugene Dalleggios. İki fotoğrafında merkezinde bir Bizans sütun  başlığı var. Birinde sütun […]

Öncelerde  İstanbul’un taşı toprağı altın diyorlardı şimdilerdeyse – altını bittiğinden olacak –  toprağını kazsan tarih fışkırır diyorlar. Çünkü vurulan her bir kazmayla tarih adeta yeniden yazılıyor bu şehirde. 2004 yılında başlayan Marmaray tüp geçit kazılarıyla Yenikapı’da yaklaşık 40.000 tarihi eser bulundu. Bu eserler günümüzden 8000 yıl öncesine ait. Bu kazılara kadar İstanbul’un 2500 yıllık tarihinden bahsediliyordu. Artık 8000 yıllık tarihinden bahsediliyor. Ve gün geçmiyor […]

” Mezarlıkları onarmak Türkiye’de adet değildir ve bu anıt taşlar ince, uzun ve genellikle silindirik olduklarından dolayı, bir süre sonra dikey durumlarını terkederek her istikamete doğru eğilirler. Bu da mezarlıklara yabanıl ve olağanüstü bir görüntü verir.”  (Seyyah Francis Marion-Crawford’un 1890’larda İstanbul adlı kitabından alıntıdır)

Biri, şapkasını çıkarmış bel hizasında tutuyor ve oldukça da güçlü, vakur görünüyor. Diğeri, ellerini önünde bağlamış mütevaziliğinden ödün vermiyor. Birinin adı, Mihail Vasilyeviç Frunze‘dir. Bir çiftçi çocuğu olarak 1885’te Bişkek’te dünyaya geldi. Bolşevik Parti’ye katıldığında 19 yaşındaydı. Siyasi faaliyetlerinden dolayı yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. 1906’da Lenin’le tanıştı. Sonrasında Çarlık yönetimi tarafından tutuklanarak kürek cezasına çarptırıldı. Yaklaşık 10 yıllık hapis hayatından sonra firar etmeyi başardı ve Minsk’teki Bolşevik […]

Fotoğraflar İstanbul’un kadim surlarına ait. Kâh deniz surlarına, kâh kara surlarına kâh da Sultan’ın Surları’na.

Bu fotoğraflar 180 derecelik  görüş açısına sahip bir objektifle çekildi. İnsanın iki gözüyle yaklaşık 100 derece gördüğünü düşünürsek, görüş açısı olağanüstüdür. Bu yüzden de Balıkgözü Objektif olarak adlandırılır. Bu fotoğrafları yayınlamamın nedeni şu: İstanbul’a bir balığın gözüyle bakın. İstanbul balığın gözüyle çok farklı, çok güzel. İyi seyirler. Not: Fotoğrafların telif ücreti ödenmeden kopyalanması ve baskılanması dava konusudur.

İstanbul’a dair fotoğrafların 5. partisi. 5. partide olanlar: Küçük bir kızın renklendirdiği Kız Kulesi, karlı bir kış günü Milet Parkı’ndaki Tophanelioğlu Çeşmesi, Üsküdar’daki Selimiye Camii Kuş Sarayı,  Kadıköy’deki Boğa Heykeli, fonda Ayasofya’nın eşlik ettiği Eyüp İskelesi, Tahtakale’deki Yavaşça Şahin Camii mezarlığı, Ahırkapı Feneri, Üsküdar Beylerbeyi Muvakkithanesi, Eyüp’teki Sokollu Mehmet Paşa Türbesi var. İyi seyirler. Not: Fotoğrafların telif ücreti ödenmeden kopyalanması ve baskılanması dava […]

Poyrazköy’ünden Süleymaniyesi’ne, Beylerbeyi’nden Haydarpaşa’sına, Sultanahmet Meydanı’ndan 261 metreden İstanbul’una 10 panoramik fotoğraf. Kimi fotoğrafları İstanbula biraz farklı bir gözden bakın diye fantastik bir hale getirdim. İyi seyirler. Not: Fotoğrafların telif ücreti ödenmeden kopyalanması ve baskılanması dava konusudur.

Site içindeki yazılardan derlediğim 10 fotoğraftır. İyi seyirler. Not: Fotoğrafların telif ücreti ödenmeden  izinsiz kullanımı dava konusudur.

Daha önce bu linkte  İstanbula dair 10 fotoğraf paylaşmıştım. Şimdi ikinci 10 fotoğrafı paylaşıyorum. Fotoğraflarda tam görüntü için üzerine tıklamanız gerekiyor. İyi seyirler. Not: Fotoğrafların telif ücreti ödenmeden  izinsiz kullanımı dava konusudur.  

Hayat, bazen tesadüflerden trajik kareler oluşturabilir. Tıpkı, 3-5 istavritin bir karede buluşan trajik hayatı gibi. İstavritler  bir mekanı sahiplenirler. Şu deniz senin bu deniz benim diye dolanıp gezinmezler. Göç eden balık cinsinden değillerdir yani. Kendilerine muhit olarakta Marmara?nın serin  sularını belirlemişlerdir. Tüm hayatlarını bu serin sularda gezerek geçirirler. Ve gün gelir boğaz kıyılarını mekan eyleyen balıkçıların çaparisine bol bol takılıp, […]

  Anemas. Kökeni Arap. Babası öncenin müslümanı, yenin hristiyanı. Bizans’ın nimetlerinden yararlanmak için ailecek  hristiyan olmuşlar yani. Arzularına da kavuşmuşlar. Çünkü oğulları Anemas, darbe planları yapabilecek kadar kıdemli bir Bizans komutanı olmuş. Bir gün o güzelim kafasını kazımışlar Anemas’ın. Hayvan bağırsakları dolamışlar. Ve ibret-i alem olsun diye bir öküzün üzerine bindirip dolaştırmışlar İstanbul sokaklarında. Çünkü Anemas büyük suç işlemiştir. İmparator Komnenos’u devirmek isteyen darbecilere destek vermiştir. Darbe planları açığa çıkınca da […]

Krallık gibi. İçinde ancak kayıkla yol alabiliyorsunuz. Ama bir yere kadar. Sonrasını göremiyorsunuz bile. Daha da uzağını, İstanbul’un diğer semtlerine uzananını tahmin edemiyorsunuz bile. Öyle ki, altta İstanbul kadar keşfedilmeyi bekleyen başka bir İstanbul daha var. Şu ifade belgesel yapımcısına ait: ” Bu çok heyecen verici. İstanbul’un altındayım hem de bir bottayım. Hipodromu ( Sultanahmet Meydanı’nı) kürek çekerek geçiyoruz.” Fazlası için belgeseli izleyin. Belgesel ” Yeraltı […]

Fotoğrafların hepsinde önde hayat, arkada tarih var. Önde an, arkada bilmem kaç bin yıl öncesi  var. Kısacası  fotoğrafların hepsinde fonda İstanbul var. Fotoğrafların birinde Selimiye Kışlası’nı manzaralarına alıp birbirine sarılan bir çift göreceksiniz. Bir diğerinde ise manzarasına Fener Rum Lisesi’ni alan kazları. Birinde Sabancı Üniversitesi’nin meleğini Kız Kulesi ile beraber göreceksiniz. Bir diğerinde ise Galata Kulesi’nden İstanbul’u izleyenleri. Samatya’yı. Süleymaniye’yi. Kadıköy […]

” İstanbul’un herhangi bir yerinde yürürken geçmişin üstünde yürürsünüz. Herhangi bir yerde sokağın altını kazırsanız  binlerce yıllık saklı bir tarihe ulaşırsınız. Çoğu tarihi kent iyice kazılmıştır. Oysa İstanbul’da  arkeologlar yüzeyi sadece birazcık kazmışlardır. Peşpeşe 27 yüzyıl boyunca Yunan, Roma ve Türk uygarlıkları saraylar, stadyumlar, hamamlar, yollar inşa ettiler. Her birinin amacı bir öncekinden daha iyi olmaktı. Kent her harap  olduğunda bir sonraki […]

Düğünçiçeği’nin yaklaşık 400 çeşiti var. Bu 400 çeşitten yaklaşık 75’i  ülkemizi mekan eylemiş. Bir tanesi de  İstanbul’u. Bu yüzden İstanbul’un adını taşıyor. Latince  Ranunculus Constantinopolitanus , bizce İstanbul Düğünçiçeği İstanbul Düğünçiçeği’nin parlak sarı renkli çiçekleri daha açmadan, tomurcukken bile çok güzeldir Güzel derken bizce güzel tabi. İnsanca. Lakin hayvanlar öyle düşünmez. Ağuludur Düğünçiçeği. Tatsız tuzsuzdur. Çiğnendiği ilk anda ağızı tahriş […]

  Oyun illa ki parklarda mı oynanır. Sokaklarda mı? Mesela mezarlıklarda oynanmaz mı? Mesela, sırf oyun olsun diye Scooby Doo 500 yıllık tarihi bir mezarlığın toprağına  gömülmez mi? Sonrasında da üstüne tahtalar örülmez mi? Toprağı serpilmez mi? Mezartaşı dikilmez mi ? Müthiş bir oyun oynamanın keyfiyle tebessüm edilmez mi ?

  Bu kabartma haçlar  şu ana kadar hiç yazılmadı. Dolayısıyla ilk defa gündeme geliyorlar. Ve rehberlerdeki yerlerini alacaklar. Artık Sultanahmet Meydanı’na gidildiğinde sadece göz ucuyla bakılan, çukurda kalan bu çeşmeye uzun uzun bakılacak, bu haçlar aranacak. Ve  Sultanahmet Meydanı’nın kitabesi sökülmüş, bakıma muhtaç hatta aç Çukurçeşme’si hakettiği değeri kazanacak. Belki de bu yazıdan sonra ilgi odağı olacak. Artık turist rehberleri Sultanahmet Meydanı’nı anlatırken duraklarına bu çeşmeyi […]

Yorum, Troçki’nin Büyükada’da 4 Yıl Kaldığı Ev Müze Yapılsın Mı?  Anketine Siyah Leylek rumuzlu bir okuyucu tarafından yapılmış ve bizim tavrımızı İsviçre’nin tavrıyla karşılaştırıyor. Avrupalı felsefecilerden birinin bundan 150 yıl önce İsviçre’nin kantonlarından birisini ziyaret ettiğinde 1 gece kaldığı otelin  şuan müze olduğundan bahsediyor. Ve bu müze bir çok milletten ilgili bir çok insanın o kantona gelmesi için yeterli bir neden […]

Bu sitede Şubat ayından itibaren  Troçki’nin İstanbul’daki mirasına sahip çıkan ve onun mirasını gündeme taşımayı amaçlayan “ Troçki’nin Büyükada’da 4 Yıl Yaşadığı Ev Müze Yapılsın mı? ” adı altında bir anket yayınlanıyor. Ankete katılım belirli sayılara ulaşınca da sonuçlar bilgilendirme amaçlı paylaşılıyor. Ankete katılım 100 olduğundaki ilk sonuçlar bu linkte, 300 olduğunda da bu linkte  yayımlanmıştı. Aradan geçen 2 hafta içinde ankete […]

Bizans. 1000 yıl boyunca İstanbul’u başkenti olarak kullandı. Bu binyıl boyunca da saraylarından kiliselerine, manastırlarından ayazmalarına, surlarından hanlarına, mezar odalarına ve su kemerlerine kadar binlerce eser verdi. O binlerce eserden günümüze  ne yazık ki onlarcası kaldı. 10 dakikalık bir belgeselde bu Bizans eserlerinin 50 yıl önceki halini görmeniz mümkün. Belgesel 1964 yılında yapılmış ve Fransızlara ait . Haliyle Fransızca ama izlerken canınız sıkılmaz. Çünkü […]

Sayfalar:«123456789»

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————–

Yazıların ve fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

————————————————————–

Bu sitede emeğe saygı esastır