Moda’nın 13 tarihi köşkü

Moda’nın 13 tarihi köşkü

Kadıköy'ün en aristokrat semti olmakla ünlü Moda, Bizans ve uzun Osmanlı dönemi boyunca bağlık, bahçelik ve çayırlık alanlarıyla maruftu.  Kadıköy ...

Osmanlı’da eğitim konusu, hakkında çok az çalışılan, çok az araştırma yapılan bir konu. Hatta Osmanlı’da eğitim konusunu masaya yatıran o kadar az yayın vardır ki topladığınızda, bir elin parmaklarını geçmediğini gördüğünüzde şaşırıp kalırsınız. Hakkında yapılan bu kadar az sayıda çalışmaya nispet, Osmanlının eğitim tarihi son derece önemli ve önemli olduğu kadar da keyiflidir. Hatta bu eğitim tarihi, bizzat o tarihin […]

Kütüphanemdeki  İstanbul Ansiklopedisi 1994 basım. Ansiklopedinin Hadım Hasan Paşa Medresesi adlı maddesi  Zeynep Ahunbay tarafından kaleme almış. Ahunbay medresenin tarihini ve mimarisinin anlattığı ve yaklaşık 1 sayfa süren makalesini şu cümle ile bitiriyor:” Kapısı İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğünce örülerek kapatılan medrese yoksul kişiler tarafından barınak olarak kullanılmaktadır.” Anlaşılan, medrese 1990’larda yoksul kişiler tarafından barınak olarak kullanılıyormuş. Hadım Hasan Paşa Medresesi uzun […]

Sai Çelebi. Doğma, büyüme ve ölme İstanbullu. Mana ve kavramı resme dökmekte ünlenmiş bir nakkaş. Zamanın şairlerinin bir kısmını mizahi ve alaylı bir üslupla hicvetmede ünlenen, divan sahibi bir şair. 1580’li yıllarda Sai Çelebi benim yaşlarımda (30 civarı) Mimar Sinan’sa 90’larındadır. İşte, ‘artık güçsüz bir ihtiyar olmuş tarihin sayfasında ad ve şan bırakarak hayırlı dua ile anılmak isteyen’ Mimar Sinan ‘kırık kalpli, değersiz, […]

Dün 2. Mahmut Türbesi, Nuruosmaniye Külliyesi, Laleli Külliyesi ve Mesih Paşa Cami’deydim. Hepsi güzel olmakla ve defalarca gidilmeyi haketmekle beraber Nuruosmaniye Külliyesi farklıdır. 1. Mahmut döneminde inşasına başlanan ve 3. Osman döneminde 1755 yılında yapımı tamamlanan adını da buradan alan Nuruosmanye Külliyesi Osmanlının son klasik anıtsal camisi ve külliyesidir. Osmanlı, İstanbul’u nakış gibi ilmek ilmek dokuyan külliyelere bu külliye ile beraber […]

Ölüm her ne kadar yalnız yaşansada mezarlıkta toplu halde ve gayet kalabalıkça bulunan mezartaşları bu görüntüye her zaman tezat oluşturur. Bu anlamıyla mezarlıklar ölümün yalnızlığına yakışmayacak derecede kalabalıktırlar. Hatta cümbür cemaat denecek derecede sıkışıktırlar. Ama üç sokak arasında sıkışıp kalmış ve muhtemelende epeyce parçalanmış bu haziredeki bu mezartaşı mezarlığında da olabildiğince yalnızdır. (Mezartaşı muhtemelen Nakşibendi tarikatına bağlı bir devlet memuruna […]

Haydarpaşa mendireğine dikilen ve açılışı 2. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılı vesilesiyle 1902 yılında yapılan anıtın deniz cephesinde bir arma, kara cephesinde bir tuğra ve altında da yekpare olan mermer üzerine oyulmuş, altın yaldızla rik’a hatla yazılmış şu kitabe bulunuyordu: “Revnak efzayı sediri şevket masiri Osmani essultan ibni Sultan Elgazi Abdülhamid Han Sani hazretlerinin yirmi beşinci sene’i devriye’i cülusı hümayunlarının hatıra’i […]

İstiklal Caddesi üzerinde Ağa Cami’nin yanında bulunan Rumeli Han sadece 7 katlı cüssesiyle değil giriş kapısıyla da ciddi bir dikkati hakediyor. Bu kapı barındırdığı taş işlemelerden daha ziyade adına Osmanlı dediğimiz zengin bir tarihin kimlik belgesi adeta. Kapının Osmanlıca kitabesini okumaya çalışıyorken hemen üstten mitolojik bir figür gözlerini çıkarmış size bakıyor.  Kitabenin solunda Yunanca tabela varken sağında da Fransızca tabela bulunuyor. İyon […]

Bu partide; Haydarpaşa mendireği üzerinde bulunan 2. Abdülhamit Anıtı’nın, Ayasofya’nın kandillerinin, Eyüp Cami’nin kubbesini mekan eyleyen sığırcıkların, Eyüp’te bulunan Kanuni Sultan Süleyman Namazgahı’nın, Ve yine Eyüp’te bulunan harabe bir kuşevinin Kısıklı’da bulunan Millet Parkı’nın, Yedikule Surları’nın, Çorlulu Ali Paşa Medresesi’nde nargile keyfinin ve Sultanahmet’te bulunan Dikilitaş’ın mermer kaidesinden 2 suret-i Bizans var… Tam görüntü için fotoğrafların üzerine tıklayın.

Ayasofya’nın altındaki dev sarnıç efsanesi 17. yüzyıldan itibaren dilden dile dolaştı. Gelen her seyyah sarnıçla ilgili bir şey dedi, derken efsane daha da dillendi. Dallandı, budaklandı… Ve zamanla sarnıç o kadar büyüdü ki “içinde yüz kayığın serbestçe dolaşabildiği” ve “hiç yağmur yağmasa biriken suyun din görevlilerine 10 yıl yettiği” bir hal aldı. Oysa gerçekte Ayasofya’nın altında sarnıç ya da sarnıçların […]

Gidenler bilirler. Topkapı Sarayı’nda iki kulesiyle oldukça etkileyici bir girişi olan 2. avlunun ana yolu olan ve padişah yolu olarak bilinen yolun üzerinde bir sarnıç bulunuyor. Üzerindeki tabelada 5. ve 6. yüzyıla ait olduğu yazılan sarnıç Topkapı Sarayı’nın gözönünde olan tek sarnıcı. Gözönünde diyorum çünkü görülmeyenleriyle beraber bu sarnıçlardan Topkapı Sarayı’nda 43 tane bulunuyor. İstanbul’da yaklaşık 150 sarnıcın olduğu düşünülürse […]

90’ların flaş şarkısıydı “Uhde”. Lisedeydim o zamanlar. Her yerde çalmış her yerde dinlenmişti. Uhde’nin klibi Yerebatan Sarnıcı’nda çekilmişti ve o zamanın standartlarına göre oldukça iyiydi. Zaten çok ses getirmişti. Bugün bir tesadüf eseri klibi yeniden izlediğimde birden anılarım canlanıverdi ve klip boyunca Yerebatan Sarnıcı’nın ne kadar hor kullanıldığını bir kez daha hatırlamış oldum. Yazık dedim ayıp dedim. Ve içimden kocaman […]

Yukarıdaki kapı İstanbul Üniversitesi’nin kapısı. Kitabenin üzerinde  T.C yazan madolyonun altında padişah Abdülaziz’in tuğrası var. Şöyle bir düşünelim: Üzerinde T.C yazan bu madolyon kaldırılsa ve ardındaki padişah Abdülaziz’in  tuğrası gün yüzüne çıkarılsa Türkiye’de neler olur? Mesela Türkiye’nin  günlerce bu konuyu konuşma ihtimali yüzde kaçtır? Yüzde sıfır mıdır? Yüzde yüz müdür? Yoksa yüzde binbeşyüz müdür? Bölücülük ve Sevr paranoyalarından tutun da İran olacağımıza […]

İletişim fakültesi öğrencisi Özge Özkul’la biraz İstanbul’u ve yaptıklarımı konuştuk. Röportaj, İletişim fakültesi öğrencilerinin haberlerinin yayınlandığı İHABER adlı sitede yayınlanmış. Benimle yapılan röportajın devamı şu linkte bulunuyor:http://ihaber.istanbul.edu.tr/istanbul/gerceklesen-bir-istanbul-hayali-h1527.html    

İstanbul. Kubbenin başkenti. Bir Roma icadı olan kubbe, Osmanlı’yla şahlandı. Camiler, çeşmeler, hanlar hamamlar, saraylar, şadırvanlar, medreseler, mektepler,  kütüphaneler hep kubbeyle taçlandırıldı. Onun için İstanbul’da her yerde var kubbe. Kâh Zeyrek’te kâh Sultanahmet’te. Kâh Galata’da kâh Kasımpaşa’da. Say say bitmez…Kâh Eyüp’te, kâh Sütlüce’de, Hâsköy’de, Eminönü’nde. Ama bir yerde yok. İstiklal Caddesi’nde. Aslında var ama üstüne 2 kat bina çıkmışlar. Altını da mağaza yapmışlar, […]

Hristiyanların önderi Papa’nın adı bir caminin kitabesinde yazılı mıdır bilmiyorum ama bir İslam Halifesi’nin adı İstanbul’daki bir kilisenin giriş kitabesinde yazılıdır. Ve bu kilise İstiklal Caddesi’ndedir. Merak ediyorsanız  TIKLAYIN.

Artık şu kilitlerden kurtulma vakti gelmedi mi? Kimin tarihini kimden koruyorsunuz ? Bu kilidin bir adım ötesinde  aynı anda birkaç kişinin namaz kılabileceği küçücük bir namazgah var. Kanuni Sultan Süleyman Eyüp’e üç tane çeşme yaptırdı. Bu çeşmelerin en ünlüsü Eyüp Cami’den Piyerloti’ye çıkan yokuşun 15-20 metre ilerisinde olan ve yanyana iki çeşmeden oluşanıdır. Bu çeşme iki katlıdır ve ikinci katın […]

  Yüzbinlerce sığırcık. Belki de milyonlarca. Aynı an da kanat çırpıyorlar. Aynı an da ötüyorlar. Aynı an da uçuyorlar. Ama birbirlerine çarpmıyorlar. Gün boyu ortalarda pek görünmeyen sığırcıklar akşama yakın vakitte ağaçların üzerine konup bekleşiyorlar. Hava kararmaya başlayınca başlıyorlar büyüleyici danslarına. Eyüp Sultan Cami’nin kubbesinin etrafında dönüyorlar. Minarelerin etrafında dolaşıp birden göğe yükselerek akrobatik hareketler yapıyorlar. Sığırcıklar bu büyüleyici danslarını […]

Bugün Hasköy’de olanca soğuğu ve karı yedikten sonra Musevilerin 150 yıllık tarihine tanıklık eden Esgher Sinagogu’nda pardon Safiye Sultan Kafe’de, dumanı tüten bir sahlep içmenin keyfi başkaydı. Ama şu soru aklıma zerk edince içtiğim sahlep boğazımda kaldı. Neden burası bir kafe olarak kullanıldı da sinagog olarak yahut Museviliğin tarihine tanıklık eden bir müze olarak kullanılmadı. Lakin, bir kaide-i şahanedir ki bu […]

Altunizade’den Çamlıca’ya doğru giderken yol üzerinde bulunan Millet Parkı, İstanbul’un ilk parkı. Millet Parkı, 1870 yılında törenle açıldığında Çamlıca Bahçesi adıyla açılmıştı. Açılma amacı ise o dönem epey popüler olan olan Büyük Çamlıca’yı daha güzel daha şenlikli hale getirmekti. İstanbul’da yılın ilk karını İstanbul’un bu ilk  parkında  fotoğraflamak büyük keyifti.

Taksim Meydanı’nın düzenlemesinden sonra alacağı alacağı yeni durumun animasyonu Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmış ve Büyükşehir Belediyesine ait olan ibbtube’de gösterime sunulmuş. Videonun altına da düzenlemeyle ilgili yorumlar yazılmış. Bir yorum özellikle dikkat çekici. Yorum Çiğdem Senem Çelik’e ait. ” Çakma Osmanlı mimarisiyle bezenen Taksim Meydanı yenileniyor ama modernleşmiyor. Yıl neredeyse 2013. Metropolün en büyük meydanındaki ultra iptidai yapı beni şehirden […]

İstanbul’un tarihine yardım ve yataklık etmekten suçlu bulunmuş olmalılar ki cezaları cayır cayır yanmak oldu. Birçoğu derin bir ilgisizlikle cebelleşiyor, kendini restore edecek, onu daha güçlü kılacak,  hayatın içine yeniden katacak bir eli umutla bekliyorlardı. Tersi oldu…Ansızın çıkan bir yangınla tüm varlıklarını kaybettiler. Adına kül denen çirkin bir hakikatin parçası oluverdiler. Tek kelimeyle, zenginlik birikim demek. İlmek ilmek dokunan nakış, […]

“Kapının tokmağı tunçtan, içi ahşap, dışı bakırdan yapılmış. Camisi Cizre’de. Tokmağı Danimarka’da. Kendisi  İstanbul’da…” Bu bir bilmece değil. Yaklaşık sekizyüz yaşındaki, Cizre Ulu Camii’nin ulu kapısına düzülmüş bir methiye! Ulu Camii neden ulu? Bir olasılık yaşından. Çünkü Anadolu’nun en eski camisi. Taa  Hz. Ömer zamanından… Selçuklular 13.yy’da  burayı onarmışlar ve camiye adına yakışan ulu bir kapı yapmışlar. Kapıyı bakır plakalarla donatmışlar ve plakların her birini sonsuzca tekrar eden geometrik şekillerle süslemişler. İstemişler ki […]

Bu dia sunum İstanbul’a dair 40 fotoğraftan oluşuyor. Fondaki müzik Can Atilla’nın Surlar Önünde adlı parçasıdır.

Aslolan yazıydı. Tarih yazıyla başladı. İnsanlığın tarihi yazıyla taçlandı. Yazı bellekti… Mertebeydi… Candı… Canandı… Yazı aşktı. Kimi zaman Tanrı’nın konuştuğu dil kimi zamanda sevgiliye yazılan aşk cümlecikleriydi. Avrupa’sı, Mısır’ı, Çin’i yazıyı bilirken biz bilmiyorduk. Geç kalmıştık. Ama biçare kalmamıştık. Gün oldu devran döndü, aradan binlerce yıl geçti ve Osmanlıda yazı doruğa erişti. Adına “Hat” dendi. İlk olarak Bağdat’ta gelişen hat, […]

Sayfalar:«12345678910...21»

Hazırlamış olduğum bilgi yarışması uygulamasını Google Play'den indirin ▼
------------------------------------------------------

——————————————————-

İstanbul’u eğlenerek öğrenin

———————————————————-

———————————————————–

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————

—————————————————————-

Bu sitede emeğe saygı esastır

_______________________________________