Çocukların kalemiyle Osmanlı’nın 12 tarihi sarayı

Çocukların kalemiyle Osmanlı’nın 12 tarihi sarayı

Bu yazıyı 6. sınıf öğrencilerimden Rümeysa Duymaç ve Betül Uçan beraber kaleme aldılar. Bütün bu sarayları beraber gezdik. Gezi sonrası ...

 Bu türbede yatan,makamından  alelacale kaçan biri, hemde ayakkabılarını bile giymeden. Yalın ayak  İstanbul sokaklarını arşınladığından zannetmeyin ufak tefek biri. Devrin sadrazamı yani siyaseten en güçlü olan adamı. Mahmud  Nedim Paşa ya da  nam-ı diğer “Nedimof” Biri 1871-72 ve diğeri 1875-76 da olmak üzere iki kez sadrazam olmuş. Sadrazamlığı sırasında da dış politikada Rus yanlısı olmuş. Bu yüzden de “Nedimof” demişler Mahmud Nedim Paşa’ya. 1876’da devletin […]

Bir Osmanlı paşası dermiş ki çevresine, oldukça ciddi ve vakur bir biçimde: “Bu yaptırdığım hanların adları Osmanlı’nın yayıldığı  kıtaların adlarını tamamlayacak.” Paşa böyle iddaalı konuşurken üç kıtada da vardı Osmanlı. Avrupa’da, Asya’da ve Afrika’da. Paşa, Avrupa kıtasını temsilen Rumeli Han’ını yaptırdığında  tarih 1890’lı yılların başlarını gösteriyordu. Binanın şuan han olarak kullanıldığına bakmayın, konut olarak kullanılan bir apartman olarak yaptırmıştı. Şıktı, görkemliydi bu apartman. Girişi şatafatlı rölyeflerle süslenmişti. […]

Bu pencereler dile kolay,2 yıl hiç açılmamış. Döneminin  en iyi porselen satıcısı… Kadir kıymet bilen yas tutan vefakar bir aşığı. Adı, Henri Degucis. 1870’li yılların sonunda ünlü mimarlardan  Vallauri’ye  Galata’da  kışlık bir konak yaptırmış. 1881’de de ailesi ile beraber yapılan konağa  taşınmışlar. Uzun yıllar da bu konakta güzel günler yaşamışlar. 1940’ta karısı ölmüş Degucis’in. Ve Decugis için ömrünün sonuna kadar sürecek yas dönemi […]

Ragıp Paşa, padişah 2. Abdülhamit’in en has adamlarından biri, belki de birincisi. Çünkü Abdülhamit’in başa geçtiği 1876’dan, tahtan indirildiği 1908’e kadar tam 32 yıl Abdülhamit’in mabeyncisi olmuş. 1909’da İttihatçılar Abdülhamit’i Selanik’e sürgüne gönderince, Abdülhamit’in bu en has adamına kıyak geçeçek değillerdi ya… Onuda  Midilli’ye sürdüler. Birkaç yıllık sürgün hayatından sonra da İstanbul’a geri döndü Ragıp Paşa. 1920’de de yakalandığı mide kanserine yenik düştü. Neden mide kanserine yakalandığına […]

Pera Palas. Batının zengin çocukları, Doğunun fakir topraklarına ayak basınca 5 yıldızlı zenginliklerini  Doğu’da da 5 yıldızlı yaşasınlar diye yapılmıştı Pera Palas. Bırakın içinde kullanılan mermerleri, aynaları, avizeleri, gümüş yemek takımlarını yapıldığı taşlar bile dönemin en pahalı taşlarıydı. 1955’te Hilton Oteli yapılana kadar da Türkiye’nin hizmette ve konforda tek 5  yıldızlı oteliydi. Kimler kalmadı ki Pera Palas’ta. Mustafa Kemal’den  İran şahı Rıza […]

Sanki, Binbirgece  Masallarında  anlatılan düş ülkelerinin prensesleri gibi. Aynanın karşısına geçmiş, bilmem kaç bininci kez taradığı saçlarını yeniden tarıyor. Onları okşuyor ve narin elleriyle yeniden yeniden güzelleştiriyor olmalı. Dul kaldığında daha güzelliğinin baharındaydı. 25 yaşındaydı. Bir daha da evliliğin yanına uğramadı zaten. Ta ki 70 yaşında mezarlıkla evlenene kadar. Adı Esma’ydı, soyadı Sultan. Kardeşi de Osmanlının gelmiş geçmiş  en yenilikçi padişahı 2.Mahmut’tu. Esma Sultan’ın bu güzelliğine bakıp da “Bu […]

Kitap, belki de tutkuyla bağlı olduğu tek şey. Çünkü hiç evlenmemiş, tüm ömrünü müzmin bir bekar olarak geçirmiş. Barların ve bilumum eğlencenin merkezi olan, burnunun dibinde ki Beyoğlu’na yine dini inançları mucibince  hiç ayak basmamış. Beyoğlu niredir? diye sorsan belki de bilmez, ama kütüphanesinde olmayan el yazma bir kitabı almak için Yunanistan’dan taa Yemen’e tayin isteyecek kadar da gözü kara biridir. Aslen Diyarbakır’lıdır, Ali Emiri Efendi. Defterdarlıkta görevli orta […]

Bu aksakallı adam Andrea  Gritti. 15 yıl Venedik Devleti başkanlığı yapmış. Öldüğünde de 84 yaşındaymış. Ölüm sebebi de garip: Aşırı yılanbalığı kızartması yemek. Andrea Gritti İstanbul’a ayak bastığında yıl 1497’dir. Buğday ticareti yapan bir zengin, bir beydir o. 1503’te de Venedik Devletinin  Osmanlı’da ki elçisi olur. Elçilik binası olarakta  Pera Bağları’nda ki bir evi kullanır. İstanbul’da lüks bir yaşam sürer Andrea Gritti. Şarap ve kadın en büyük keyfidir. Beş […]

Fotoğraflarda yukarı doğru tırmanan kaldırım, Galata’yı  Beyoğlu’na bağlayan Yüksek Kaldırım. Kaldırımları teker teker söküp yerine asfalt yol yaptıklarından artık Yüksek Kaldırımın adı var kendi yok.1860-70’li yıllarda hergün yaklaşık 40  bin kişi bu kaldırımı tırmanarak  Galata’dan Beyoğlu’na ulaşıyormuş. Bu tespit dönemin mimarı E. Henri Gavand’a ait.Bunun üzerine H. Gavand bu alana bir demiryolu projesi yapılırsa çok karlı olacağını düşünmüş ve projesini hazırlamış. Padişah Abdülaziz’in huzuruna çıkmış. Olur, […]

  Ruslar, ajanlar ve sanat İstiklal Caddesine boylu boyuna uzanan bu kale gibi yapının, Narmanlı’nın tarihinde  üç sihirli kelime. Bu kaleye benzeyen bina  18432te Rus elçiliği olarak yapılır. Bir kaç yıl sonra yeni Rus elçiliği  yapılıp elçilik görevlileri yeni binaya gidince, binanın odaları Rus şirketler tarafından ofis olarak kullanılmaya başlanır. 1920’lerde de  İstanbul’a binlerce Beyaz Rus göçmen gelir. Çünkü 1917 de, Rusya’da  Çar devrilmiş ve […]

Lüks, ihtişam,yoksulluk ve trajedi maşallah gani gani. Sanki hepsi Frej apartmanı denilen bu binada buluşuvermiş. Selim Hanna Frej, Beyrutlu bir zengindir. O kadar zengindir ki Hayfa’dan Lübnan’a,Lübnan’dan Trablusgarp’a kadar çok geniş bir alanın deniz ticareti haklarını Osmanlı’dan 99 yıllığına kiralamaya gözü alabilir. Süper zengin Selim Hanna Frej 1900’lü yılların başlarında lüks bir konut yaptırır. Dönemin en gösterişli partileri de  haliyle bu ultralüks  konutta yapılmaya başlanır. Öyle ki […]

Hayat ve ölüm nasıl da içiçe. Hayata dair kim kimle çıkmış kim kimi kiminle aldatmış gibi dedikodularınızı yapıyor, çayınızı kahvenizi yudumluyor, yer yer de kahkalarınızı atıyorsunuz. Ama kafanızı bir çeviriyorsunuz, burnunuzun ucunda  ölüm var. Hayat ve ölümün bu derece içiçe geçtiği hani bıraktım İstanbul’unu, Türkiye’sini, dünyada başka bir yer var mı acaba? Düşünün bir. Arkadaşlarınızla bir kafeye gidiyorsunuz ve ortasında bir mezar var. Ama ne siz […]

Harem,
birbirinden güzel cariyeleriyle,
içki ve eğlence meclisleriyle,
komploları ve entrikalarıyla
her daim tarihe ilgi duyanın meraklı gözlerini çevirdiği bir yer.

Yukarıda ki

  Norveç’e bağlı ve Kuzey kutup dairesinin yaklaşık 200 kilometre yukarısında, yani nerdeyse kuzey kutbunda Lotofen denilen bir takımada vardır. Bu takımada bir Viking kabilesi yaşar. Kabilenin adı Reis Olav Tvennubrini’dir.  Bu kabileninde Halvdan adında bir başkomutanı vardır. Halvdan benim gibi genç ve bekardır. Aynı zamanda da korkusuz bir başkomutandır. Ve  bir gün Miklagard’a uzanacak uzun bir yolculuk yapar. Vikingler Miklagard derler bildikleri en büyük […]

Sirkeci’den Sultanahmet’e  doğru çıkarken yolun solunda 7-8 metre yüksekliğinde ki surlar karşılar sizi ilkin. Merak edip durursunuz “bu da neyin nesidir?” diye. Aklınıza hemen Bizans geliverir. Hani Bizans’la İstanbul surları özdeşleşmiştir ya! Ama değil, o surları Bizans değil,  Osmanlı yaptırmıştır. Bu  yüzdende Sur-i Sultani derler zaten , yani Sultanın  Surları. O surlar Sultanın Surları ama tapusu sultana ait olduğu için değil, Sultanın sarayı olan Topkapı Sarayı’nı koruduğu için. […]

  Bu duvarlar, yüzlerce yıl  yüzbinlerce  seyircinin keyiften çıldırasıya bağırdığı, yıl 532’de  kılıçtan geçirilen 30 bin insanın acıdan çığlık attığı, kah at yarışlarının yapıldığı, kah politikanın avaz avaz tartışıldığı Hippodrom’un duvarları. Sphondone diyorlar bu duvarlara. Dile kolay tam 1900 yaşında. 1900  yılda da her badireyi atlatmış. Ne etrafını çevreleyen gecekondular, ne çevresine hiçbir bilgelendirici levha koymayan ilgisizlik ve cehalet, ne  Bizans’a düşmanca bakan yobaz kafalar, ne de […]

Bu şirin adacığımızın mekanı Burgazada ile Heybeliada arasıdır. Adı da Kaşıkadası. İlginç ama önceden de pide diyorlarmış. Kaşıkadası diğer adalardan farklı. Bu civardaki bütün adalarda  bir şekilde tarihi kalıntılar mevcutken, bu adada bir tane bile yok. Çünkü,Bizans diğer adaları sürgün yeri olarak kullanıyorken bu adayı hiç kullanmamış. Yine diğer adalar yapılaşmaya açılmışken, Kaşıkadası  ne Osmanlı döneminde ne de Cumhuriyet döneminde yapılaşmaya açılmamış. Bir ara otel yapmaya […]

  Mısır Firavunu 3.Tutmosis Mezopotamya’yı fethedince zaferini göğe olanca heybetiyle uzatmak ister. Çünkü bu zafer, anıtı dikilesi bir zaferdir. Ve bu kudretli dikilitaşı yaptırır Mısır’ın kudretli firavunu Tutmosis. İşte o zaman başlar taşın kudretle dolu hikayesi. O  bir taş değil gücün simgesidir artık. İstanbul’un kurucusu Büyük Konstantin bir mektup yazar  Mısır’a. Mektup aynen şöyle biter: “…taşı göndermeniz yerinde olur.” Ama Mısırlılar yerinde olmayanı yaparlar ve yar etmezler biricik […]

İstanbul henüz araba ve fabrika seslerine teslim olmamışken onlar bu kentin sesiydiler. Gece olunca usta bir simyacı tavrıyla yaklaşırlardı, kavun çekirdeğinin, ayvanın,elmanın, narın,zambağın yanına. Ve özenle hazırlarlardı karışımlarını. Sabah olunca da karcı ve buzcu esnafın kapılarını çalar, bol miktarda kar ve buz alırlardı. Vakit öğleyi gösterdiğinde akşamdan hazırladıkları karışımı, kar kuyularından gelen karla ve buzla iyice kararlardı. Soğuk güğümü sırtlanırlar ,bardakları mermiler gibi beline dolarlar […]

Osmanlı da İstanbul’un rengarenk olmasının nedenlerinden biriydi İstanbul esnafı. Esnafın arasında en renklisi ise kılığı kıyafetiyle,bağırtısıyla  “gezici esnaftı”  yani “sokak satıcıları”. Sokak satıcıları içindeyse  simitçilerin özel bir yeri vardı. Çünkü  onlar günümüzdeki  fast-food?un yüzlerce yıl öncesinde ki temsilcileriydiler. Evinden uzak  olanların açlığına her defasında o ses yetişirdi : simitçiiiiiii Öyle her fırın yapamazdı simiti, özen isterdi,dikkat isterdi,ustalık isterdi simit yapmak. Beylerbeyi, […]

Briç İngilizce de köprü anlamına geliyor. Ama o köprü şu yada bu köprü değil. Galata Köprüsü. Tarih 1854’dür. İngiltere Rus yayılmasını kendi çıkarlarına aykırı gördüğünden Osmanlı-Rus savaşında Osmanlı’ya yardım etme kararı alır ve Rusya’nın üzerine sayısı 100 bini aşan asker gönderir. Bu askerlerin yaklaşık 14 bini ise İstanbul’da kalmaktadır. Kaldıkları bölgede “sur içi” diye tabir edilen ve şu an Fatih diye bilinen bölgedir. İngiliz […]

Bu pas tutmuş kapıyı sen ben bilmeyiz de, bu ülkenin entellektüel hayatının can damarları çok iyi bilirler. Hatta çok iyi tanırlar bu kapıyı. Belki gecenin kör karanlığında çıkardığı ürpertici gıcırdıtan belki de sertçe, demirden bir sesle yüzlerine kapanmalarından. Kimler mi ? Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Aziz Nesin, Can Yücel, Orhan Kemal, Çetin Altan, Kemal Tahir, Yılmaz Güney… Bu kapı Sultanahmet Cezaevi’nin hücre kapısı. Sultanahmet Cezaevi 1996’da lüks bir otele dönüştürülünce cezaevinin hücre kapısını da […]

Eğer daha önce Sultanahmet Cami’sine  gitmişseniz, bahçenin içinde yapayalnız duran bu koltuk  muhtemelen dikkatinizi çekmiştir. “Bu da neyin nesi”  kabilinden merakınızı cezbetmiştir. Çevredeki ahaliye de  koltuğun ne olduğuna dair  bir soruyu muhtemelen sormuşunuzdur. Ve muhtemelen de sorduğunuza pişman olmuşunuzdur. Çünkü bu koltuk  popüler bir koltuk değil. Onun için de herkes bilmez. Ama tarihinde hep  popüler olan şeylere tanıklık etmiş. Çünkü bu koltuk, Bizanstaki popülaritenin bir numaralı merkezi olan  […]

Muhalefetin  “çingeneden sadrazam yaptılar”  diye aşağılamasına maruz kalacak  kadar halktan çıkma biri. 1900’de orta kademe bir posta memuru. 1917’de devletin en tepesinde bir sadrazam. İttihat ve Terakki Partisinin sayısız  “genç liderler”inden  en tepedeki üç paşasından biri. Ve bu çok tartışılan üç isimden, tartışmasız en tartışılanı. Çünkü çok tartışılan Ermeni tehcirinin bir numaralı adamı. Deyim yerindeyse mimarı. Geldiği yeri unutmayıp , lüks ve şaşalı sadrazam konaklarını değil […]

Sayfalar:«1...1516171819202122»

Hazırlamış olduğum bilgi yarışması uygulamasını Google Play'den indirin ▼

—- —– —— ——

———————————————————-

———————————————————–

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————–

———————————————————

———————————————————-

Yazıların ve fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

————————————————————–

Bu sitede emeğe saygı esastır