The sad story of a Greek primary school

The sad story of a Greek primary school

We all know the Fener Greek High School. Alrigth, do we all know the Maraslis Greek Primariy School? I'm sure, ...

Ahşap, Anadolu’da dile geldi. Oymasıyla, kakmasıyla, kündekarisiyle meşeye, cevizağacına, kızılcığa, akçaağaca işlendi. Kah caminin kendisi kah minberi kah vaaz kürsüsü kah pencere çıkmaları ahşapla şekillendi, güzelleşti. Bazen boyandı bazen üzerine mozaikler yapıştırıldı. Bazense bedeni oyula oyula kitabeler, ayetler kazındı. Sivil mimarideyse ahşapın en güzel işlendikleri yerler evlerin kapılarıydı. Çünkü Anadolu için kapılar, sokaklarla evin sınırıydı. Kapılar mahremiyetin sinir uçlarıydı. Öyle […]

Kaş yapayım derken göz çıkarmakla meşhuruzdur. Surları onaralım derken yeni surlar yaptık. Kimbilir belkide böylece 20. yüzyılda sur yapanlar olarak tarihe adımızı yazdırdık. Aferin bize.                                                                       […]

Osmanlının inşa ettiği en büyük iki kışladan biriydi Selimiye Kışlası. Diğeri Taksim’deydi. Dört bir tarafını dolanan kubbeleriyle Doğu’nun bu en görkemli kışlasını gezi parkı yapmak için hem de hiç acımadan yıktılar. Ve şimdi, bir çift aşık yıkılmayanı izlemekteler. Belki de aşkın şarhoşluğuna daldılar da, ne izlediklerini bilmemekteler…                           […]

Biri yol kenarındadır. Diğeri camdan bakar. Birinin yaşı bir asra yakındır. Diğerinin birkaç asra. Birinin sıcacık, güvenli bir yuvası vardır. Diğerinin ne çeşmesi vardır, ne kitabesi ne de onu restore edecek bir eli.   Hamiş: Camdan bakan ihtiyarı tanımam. Ama yol kenarında, üzerine levhalar çakılmış ihtiyarı çok iyi tanırım. O, İstanbul’un kendisiyle beraber aynı kaderi paylaşan yüzlerce çeşmesinden biridir. İstanbul’un […]

Biri Yeralatı Camisi’nde Amr Bin As’ın türbesi önünde dua ederken, diğeri Düşler Sahilinde düş gibi bir bedenle şezlongunda güneşlenmektedir. Biri yalnızbaşına balık tutmaktadır Manastır Koyu’nda diğeri Beyazıt Meydanı’nda kalabalık bir grevdedir. Biri Moda’da denize atlamak üzeredir diğeri Düşler Sahili’nde çoktan atlamıştır bile. Biri Rüstem Paşa Hanı’nda yemyeşil gözleriyle keskince bakan bir kediyken diğeri Galata Mevlevihanesi’nde başında semazen dönüp duran balmumundan bir […]

Normalde adab-ı muaşeret kurallarına her zaman riayet ederim, lakin söz konusu emek hırsızlığı olunca işin rengi değişiyor. Tepemin tası birden atıveriyor. “Çalmış” kelimesini itinayla kullanmam bu yüzdendir. Acunn.com’da bugün (12.07.2012)  “Birçok Vatandaşı İlgilendiren Düzenleme Resmen Yasalaştı” başlıklı haberde, Çorlulu Ali Paşa Medresesi’nde çektiğim nargile fotoğrafı izinsiz olarak kullanılmış. Yazık mı dersiniz? Yoksa ayıp mı? Bende prensip meselesidir. Telif ücreti ödenmeyen […]

İstanbul’da kaç yerde bulabilirsiniz, çam ormanlarının bitip denizin başladığı sahili? Ve kaç yerde görebilirsiniz şemsiye görevini gören çam ağacını? Burgazada’da irili ufaklı epeyce plaj var. Bir tanesi hepsinden özeldir. Küçüktür. Epitopu 10-15 şezlongluktur. Bir dağcı edasıyla  inmek ve bir dağcı edasıyla çıkmak zorundasınızdır. Dik bir yamacın dibindedir çünkü. Yoktur yolu. Yoktur elektiriği, suyu Onun için pekçe bilimez. Pekçe de gidilmez. […]

Ayazmalar, Hristiyan ortodoksların kutsal sularıydı. Şifa dağıttığına inanılırdı. Kimi ayazma kadınların sütlerini çoğaltırken, kimi deri hastalıklarına iyi geliyor kimisi de gözlere şifa veriyordu. Kilise içinde olanlarda vardı, manastır içinde olanlar da, sokakların köşe başlarında yer kaplayanlar da. Harem İskelesi’nde bulunan bu ayazma gözlere şifa veren ayazmalardandı. Bizanslılar tarafından 600 ya da 1000 yıl önce yapılmıştı. Üsküdar’ın birkaç tane Bizans yapısından birisidir. Tarihi de anısı […]

Yukarıdaki adalardan, yassılığıyla malül olana Yassıada, sivriliğiyle malül olana da Sivriada derler. Ama her ikisi  birden hayırsızlıklarıyla  malül olduklarından, Hayırsız Adalar  derler. Çünkü bu adalar hiçbir zaman hayırlı işlere vesile olmamışlar, hep tüyler ürperten olayların mekanı olarak anılmışlardır. Bizans, muhaliflerini tüm halka ibret olsun diye, kimi zaman ağır işkenceler yapıp kimi zamansa gözlerine mil çekip bu adalara gönderirmiş; acılar içinde açlık ve susuzluk çekerek ölsünler diye. Muhalif olan din adamlarının, devlet […]

Ortada gücü ve kudreti temsil eden bir aslan başı, kenarlarda kötülükle savaşı sembolize eden iki ejder. Kem gözlerden sakıyan, düşman güçlerden koruyan ilahi bir tılsım. Şamanın tılsımı. Nerede ise oraya güç veren, koruyup gözeten, düşmana korku salan, sahibine cesaret veren bir tılsım… Aslanbaşlı ve ejder motifli bu eser bir cami kapısının, kapı tokmağı olarak yapılmış. Tunç kapı tokmağı iki tanelermiş. Biri kapının sağında […]

Fenerbahçe Feneri ne Şile Feneri gibi ne Anadolu Feneri gibi ne de Rumeli Feneri gibi heybetli kayalıklara konuşlanmış değil. Dolayısıyla pek de görkemli değil ve pekte iyi fotoğraf vermez. Diğer fenerler onbinlerce hatta yüzbinlerce çekilirken o sadece birkaç kez çekilir. Bir fener olarak denizlerin yalnızı değildir o fotoğrafında yalnızıdır. Ama tam da zıttı şekilde görkemli bir tarihi vardır. En azından […]

Bektaşinin birinin canına açlık, yoksulluk tak etmiş. Yaşamaktan bıkmış usanmış artık. Göğe bakarak ” Allah’ım” demiş, “yeter artık, al canımı da kurtulayım.”  Tam o sırada  bahçe duvarının kenarından geçiyormuş. Bir anda hareketlenme olmuş. Bahçe duvarı yıkılmış. Bektaşi son anda bir hamlayle canını kurtarmış. Göğü işaret ederek, “Yaa” demiş, “canımı almaya ne kadarda hevesliymişsin.” Bektaşilik kültür dünyamıza bu gibi muhalifliğiyle ünlü, […]

Biri bugün. Diğeri dün. Biri 40 yaşında. Diğeri 6×40. Birinin derdi bir vefat, belki de parasızlık. Diğerinin derdi vefasızlık, kendine olsa gam yemez,  koca tarihe olan vefasızlık…

Kadıköy’ün Ayasofya’ya, Sultanahmet’e, Topkapı Sarayı’na en yakın olduğu yer burası. Dolayısıyla karşının manzarasına hakim olan yer burası. Kadıköy’de günbatımının en keyifle izlendiği yer de burası. Yetmez. İstanbul Boğazı’da buradan başlar. O da yetmez. O dillere destan güzelliğiyle Boğaziçi buradan sonra karşınızda arz-ı endam ediverir. Buna rağmen burayı çok az kişi bilir. Çoğu kimse gitmemiştir bile. Gidenler adının İnciburnu Deniz Feneri […]

Benim Osmanlı mezarlıklarına özel bir ilgim var. Çünkü bu mezarlarda tarih desen tarih var, sanat desen sanat var, doku dersen doku var, ne kadar ironik olsa da hayat desen hayatta var. Birkaç yıla  kalmaz İstanbul’daki Osmanlı mezarlıklarının seceresini çıkaracak ve fotoğrafın altın kurallarına sadık kalarak fotoğraflayacağım. Bu fotoğrafı dün Nakkaştepe Mezarlığı’nda çektim. Fonda Boğaziçi köprüsü var. Ad olarakta “Yaprakların Ardındaki […]

  İstanbul’u her dile getirişimizde, dünya kenti dememizin nedeni ne 15 milyonu aşan nüfusu ne içinden deniz geçmesi ne de  Osmanlıya payitahtlık edip o zamanlar bilinen dünyanın önemli bir kısmının buradan yönetilmesi. İstanbul’u dünya kenti yapan şey devraldığı mirası. Bizans ve Osmanlı mimarisinin iç içe geçmesi. Tarihin derin kuytularında birbirini beslemesi. İstanbul’u İstanbul yapan şey, İslam mirası olduğu kadar gayrimüslim mirası. Tek kelimeyle […]

Bu fotoğaflarda önde hep hayat var. Arkada hep tarih. Önde “an” var. Arka da bin bilmem kaç yıl. Çünkü bu fotoğraflar İstanbul’u fon eyliyor. Adı üzerinde fondaİSTANBUL. Dia gösterimi toplam 3,5 buçuk dakikadan oluşuyor. İyi seyirler. fonda İstanbul from ramazanbeduk on Vimeo.

Bu fotoğraf tek cümleyle korku ve tahammülsüzlüğün fotoğrafı. İstanbul’un zamana direnen 14 kapısı var. Bu kapılardan bazılarının üzerinde Osmanlıca kitabe, bazılarının üzerinde Yunanca kitabe, bazılarında ise haç var. Haç sadece iki kapının üstünde var. Biri Sulukulekapı diğeri de Mevlanakapı. Sulukule kapısı şu an kentsel dönüşüm içinde olduğundan içi tuğlalarla örülmüş ve  kapalı. Mevlanakapı  ise faal bir şekilde işliyor. Kapının üstünde, […]

Adı Ahmet. Fransız Dilive Edebiyatı mezunu olduğunu söyleyince çok şaşırdım. Şaşkınlığım, haydaa’sı bile eksik olmayan bir şaşkınlıktı. Ne Fransızca öğretmenliği, ne tercümanlık, ne de rehberlik yapıyor. Hacı yağı olarakta bilinen  bir koku satıcısı o. Çünkü huzuru bu mekanda buluyor. Atalarının, değerini bildiklerinin mekanında. Sultan Beyazıd-ı Veli’nin meydanında. Beyazıt Meydanı’nın yaşlı, yaşlı olduğu kadarda heybetli ama artık budanmış atkestanesinin altında.

O öve öve bitiremediğimiz hoşgörümüzün engin ve derin fotoğrafıdır bu fotoğraf. Bir zamanlar İstanbul sokaklarında Ortodoks papazlar dini kıyafetleriyle dolaşıyorlar, evden kiliselerine ya da kiliselerinden evlerine, belki kahveye gidiyorlardı. O kadar hoşgörülüyüz ki! bu fotoğrafı nostaljinin içine hapsettik. Geçen zaman içinde bir tane bile bırakmadık. 

20 liranın ardında fotoğrafı bulunan bu adam Türk mimarlığının yüz aklarından. Mimar Kemalettin, Osmanlının son yüzyılında padişahın tüm mimarlık işlerini gayrimüslüm ve Avrupalı mimarlara emanet ettiği, Türk mimarların esamesinin  bile okunmadığı, Türk’ten de mimar mı olurmuş dendiği bir dönemde yeni bir dille, Osmanlı-Türk tarihinden aldığı birikimle, güçle bunun böyle olmayacağını şiar edindi. Bu devran böyle dönmezdi. Dönmemeliydi.  Türk mimarlığının nesi […]

Paranın ön tarafının devr-i zamanında yapılan bir toplantıda Sultan Ahmet Camii’nin ışıklandırmasının az olduğu, kubbesinin yıkılıp yeniden yapılması gerektiği söylenince toplantıyı terketmiş paranın arka tarafındaki adam. Hem de ağlayarak. Taklide karşı çıkıp, eski ile yeninin sentezini savunan, tüm ömrünü mimaride yerli bir dilin, Osmanlı-Türk dilinin oluşması için harcayan  bir mimar o. Avrupa mimarisinin çok katlı apartman planları üzerine Osmanlı’nın çinilerini cephelerde kullanıp, […]

Nice seyyah geldi gitti  İstanbul’a, nerdeyse hepsi de ortak bir noktada birleşti:  “Osmanlının mezarlığı muhteşemdir. ” Hatta İstanbul’a birkaç kez gelen ünlü Fransız edebiyatçı Gerard De Nerval İstanbul’da Boğaziçi’nden, saraylardan, köşklerden, sokaklardan  daha fazla mezarlıkları beğendi. Osmanlıda her bir mezartaşı bir sanat abidesidir.  Öyle ki devrin tüm sanatsal  üslupları taş işçiliğinden tutun hat sanatına, manzum biyografisinden tutun başlıklarına kadar bir […]

Paranın bu tarafı saltanatı kaldırır, diğer tarafı karşı çıkar. Bu tarafı Cumhuriyeti ilan eder, diğer tarafı yine karşı çıkar. Bu tarafı halifeliği kaldırır, diğer tarafı yine karşı çıkar. Bu tarafı harf devrimini yapar, diğer tarafı yine karşı çıkar. Peki, kim bu amansız muhalif. Fatma Aliye. Yani, paranın diğer tarafındaki hanım.

Sayfalar:«1...10111213141516...23»

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————–

Yazıların ve fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

————————————————————–

Bu sitede emeğe saygı esastır