türk mimarları

Nasıl heykel  heykeltraştan bağımsız alınamazsa İstanbul’u süsleyen yüzlerce caminin, çeşmenin,köprünün, köşkün kendisi de mimarından, mimarının hayat hikayesinden bağımsız ele alınamaz. Mimarın eserine odaklanıp mimarı ihmal ediyoruz genelde. Oysa hepsinin birbirinden ilginç hikayesi var. Ve her hikaye ister istemez yapılan eserin içine siniveriyor.

Kümesten Selimiye Camisi’ne

Mimar Sinan’ın muhteşem camiler yapmak gibi bir ideali olmasaydı, kendisine teklif edilen başmimarlığı bekli de elinin tersiyle itiverecekti. Bir idealin adamıydı çünkü Mimar Sinan. Kitapta, Sinan’ın çocukken kümes yaptığından bahsediyor. Ahmet Refik iddiasını neye dayandırıyor bilmiyorum. Çünkü Sinan, kendisini anlattığı eserinde çocukluğundan bahsetmiyor. Ama eğer doğruysa Sinan’ın Selimiye Camisi’yle taçlanan mimarlığı kümesle başlamış demektir.

Hiçbir şey yapmayan bir başmimar

Sarayburnu’nda Sepetçiler Kasrı var. O kasra bakınca hiçbirşey yapmayan bir başmimarı hatırlayın. Çünkü Mimar Sinan’dan  50 yıl sonra başmimar olan Kasım Ağa mimarlıktan çok siyasetle uğraştı. Siyasetin seyrine göre sürgün edildi, hapse girdi çıktı, Yedikule Zindanları’nda bile yatmışlığı vardır zevatın. Hatta bu zindanda yatarken burnunu akrep sokmuş ve burnunun bir tarafı çürümüş bile. Yani pek bir mimarlık yapmamış. Sarayburnu’nda bulunan Sepetçiler Kasrı’nın onarımı, birkaç yapının onarımdan başka adı sanı yok. Onları yapmak için de başmimar olmaya gerek yok zaten. Normal mimarın birkaç rütbe altı bile o onarımları yapmak için yeter de artar bile.  Ha birde Üsküdar’da Çinli Külliyesi onun zamanında yapılmış. Ama mimarı o mu belli değil.

Anlık bir karardan Sultan Ahmet Camisi’ne

Ne zaman Sultan Ahmet Camisi’ne gitsem hissettiğim şey incelik ve keskinliğin müthiş uyumuydu. Yıllar sonra öğrendim ki meğer caminin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’da öyleymiş. Mimarlığa da keskin ve ani bir kararla adım atmış.

Eğitimine müzikle başlayan Sedefkar Mehmet Ağa bir gün okulda müzik eğitimi alırken biraz ileride bulunan mimarlık okulunda da bir öğrenci “Geometri ve Mimarlık” adlı bir kitabı yüksek sesle okuyormuş. Anlatılan bilgilerden büyülenmiş. Ve o an karar vermiş mimar olmaya.

Sultan Ahmet Camisi’nde duyumsadığın ince, zarif ve keskin ruh halinin nedenini merak edenler için, bu küçük anekdot yeterli herhalde.

Meraklısının okuması şart bir kitap: Türk Mimarları

Ahmet Refik Türk Mimarları adlı kitabında Osmanlı’da baş mimarlık yapmış 4 mimarın hayat hikayelerini anlatıyor. Mimar Sinan’ın hayat hikayesiyle başlayan kitap Mimar Davud Ağa, Mimar Kasım Ağa ile devam edip Mimar Mustafa Ağa ile son buluyor.

İstanbul’da yapı işlerinin nasıl yapıldığına dair kaleme alınmış bir bölümün  de olduğu kitap Mimar Sinan’la ilgili 21 adet vesikanın tanıtımı ile son buluyor.

Yorum yapmak istermisiniz?

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————–

Yazıların ve fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

————————————————————–

Bu sitede emeğe saygı esastır