emek pasajı

İki meleğin arasından sırıtan şeytan kılıklı bu adama iyi bakın. Çünkü bunu buraya yaptıran adama da, bu binaya da tarih aynen böyle sırıtmış.

Nasıl mı?

Çok parası varmış çook. Bir tavlası varmış, zarı elmastan  kesme, tahtası zümrütlerden ve yakutlardanmış.

Sırf  lüfer avlamak için ortası olta sarkıtmak için delinmiş, özel bir yat bile yaptırmış. Namına yakıştıramamış demek ki kayıklardan, vapurlardan balık avlamayı ya da sıradan adamlar gibi kıyıdan olta savurmaları.

Ahırında padişahı kıskandıracak atları varmış. Hem de onlarca.

Anlayacağınız, İstanbul’un en zenginiymiş. Beyoğlu sosyetesinin gözdesiymiş. İstiklal caddesinde dolaşan fısıltı gazetesinin her daim manşetteki adamıymış.

Peki, kimmiş bu adam?

Adı, Abraham EramyanErmeni bir sarraf ailesinin oğlu. Tam bir lüks, av, borsa ve kumar düşkünü.

1875’de İstiklal Caddesi’ne bir bina yaptırır Abraham Eremyan. Yaptırınca da namına yakışır, şanını kaldırır bir bina yaptırır. Haliyle bina İstiklal Caddesi’nin en görkemli binası olur.

Tam 45 metre uzunluğundadır ve binayı “melekler arasından sırıtan o adam”  gibi harika rölyeflerle süsletir.

Serkldoryan adında bir kulüp açılır bu binaya 1882’de. Bu kulüp İstiklal Caddesi’nin ilk gece kulübüdür aynı zamanda. Kulüp üye olarak sadece şehrin ileri gelen zenginlerini alır. Osmanlıdan da devletin en tepesindeki  adamları üye olarak kabul eder.

Aşağısını da kabul etmezdi zaten Abraham Eramyan. Lüks ve ihtişamdan uzak, sıradan adamlar girmemeliydi zaten onun mekanlarına.

1918’de, 81 yaşında bir köylü gibi attan düştü ve öldü Abraham Eramyan. Tüm mal varlığını kaybetmiş ve iflas etmiş sıradan bir adam olarak.

Ve yıllar sonrada binasına Emekli Sandığı taşındı, görkemlilüks ve asil Serkldoryan oldu mütevazi bir Emek Pasajı.

Serkldoryan

Gitmek isteyene: Serkldoryan ( Emek Pasajı) İstiklal Caddesi üzerinde, Yeşilçam Sokağı’nın hemen köşesindedir.
Not: İstanbul işgal edildiğinde, işgalci güçlerin komutanları ve yüksek komiserleri  burada eğlenmişti. Yani işgalci güçlerin bir numaralı mekanıydı burası.

Bu yaziya 18 yorum yapilmis.

  • Sayın yazar ,çok teşekkürler.Sayenizde senelerce film seyrettiğimiz,girip çıktığımız o bina hakkında gördüğümüz halde manasını bilmediğimiz konuda bizleri bilgilendirdiniz.İmparatorluğun yokluk yıllarında servet ve zeki sefa..Varlık vergisi denir.O yıllarda halk ne durumdadır? Cephelerde ölen kaç kişidir? Bunlara değinmezler.Kurtuluş savaşımızda 8300 şehidimiz vardır.Ama 2.dünya harbinde o yokluk ,açlıktan ölenler yanında KURTULUŞ gemisi ile hemde batma/batırılmasına rağmen haftada iki defa Yunanistan’a buğday gönderdiğimiz, 40 bin Yunan vatandaşını aldığımız,Alaçatı da bir kadının ırzına geçeni hemen mahkeme edip idam ettiğimiz göz ardı edilir.2 dünya harbinde trakya da gece gündüz koruganlar için beton dökülüyordu.Ve hastalık vs ile o günün şartlarında 100-127 bin arasında askerimiz ölmüştü.Köylü kendi yetiştirdiği buğday- arpayı alamıyor devlete veriyordu.Davit Kasadolu(Doğan Kasaroğlu) nun deyişi ile 50 milyon ölürken bu devlet canlarını korumuştur.Yetmiyor mu? Bu ne kin, bu ne nefret?Devlet başka ne yapacaktı? Pekiiii buna rağmen tekrar kısa sırada çoğu yine nasıl zengin oldu?Yazınız çok güzel tebrikler ve teşekkürler.

  • adı aparaham eramyan ya vurun abalıya adın agop yükün şarap misali beyoğlunun en güzel binasını yapmış korunması gerekirken yıkılıyo dünya tarihi mirası ne acı bir durum birde bu bina nasıl el değiştirmiş varlık vergisinde başına ne gelmiş bunlar yazılsa yok içermiş yok kumar oynarmış yok attan düşmüş mekanın cennet olsun apraham eramyan bu toprağın insanı

  • Bir yeri veya bir kişiliği eleştiri hakkınız tabi ki olabilir ama bunu yaptıktan sonra hatta bunu yapmadan önce de o kişinin yarattığı çevre ve toplumsal yaşam sitilinden hiç bir şekilde yararlanmamanız gereklidir.Yoksa iki yüzlülük olur. Bir yanda Ambrahamın yarattıklarından ve İstiklal caddesinin ruhundan nefes alıp oralarda gezinip bir yandan da o yapıları yapanları aşağılamak biraz ters bir yaklaşmı gibi geldi. Burjuvazinin eleştirilecek bir yanı olabilir ama sadece proloter olarak yaşamakta iseniz ve böyle yaşayacaksanız…

  • Bir yeri veya bir kişiliği eleştiri hakkınız tabi ki olabilir ama bunu yaptıktan sonra hatta bunu yapmadan önce de o kişinin yarattığı çevre ve toplumsal yaşam sitilinden hiç bir şekilde yararlanmamanız gereklidir.Yoksa iki yüzlülük olur. Bir yanda Ambrahamın yarattıklarından ve İstiklal caddesinin ruhundan nefes alıp oralarda gezinip bir yandan da o yapıları yapanları aşağılamak biraz ters bir yaklaşmı gibi geldi. Burjuvazinin eleştirilecek bir yanı olabilir ama sadece proloter olarak yaşamakta iseniz ve öyle yaşayacaksanız…

  • Tüm yazının güzelliğini, binanın iştimanını ve içinde yarattığı gizemi; “köylü” benzetmeniz ve altta sizin kendi yorumunuzla köylü kökenli olmanız sonucu “sosyete camiayı sevmemeniz” yaklaşımı silip süpürmüş. Bu binayı ve İstiklal caddesini yaratanların yaşam biçimlerini sözlü eleştirmek tabiki bir hak olsa da o eleştirme hakkı yaptıktan sonra oralarda hiç dolaşmayıp o kişinin yarattığı ortamdan faydalanmamak lazım. Ve alışa gelmiş örf adetlerinizde içinde yaşamanız gereklidir… Bir yandan şehrin yaşam koşullarını güzelleştiren, farklılaştıran ve bir şehre anlam katacak ortam yaratan, ardın da Emekli Sandığı gibi güçlü bir devlet yapısının o yapıyı kendisine mekan seçmişliğini yetmezmiş gibi üzerinde 100 yılı aşkın süre toplum tarafından beğenilmesini ve hatta ve hatta bugün o binanın yıkılmaması için bir dizi aktivite yapıldığını düşündüğünüzde, Abrahan’ın pek de iyi bir şey yaptığını söyleyebiliriz. Onu Sosyetenin gördüğü şekilde aşağılamak yerine, onu köylünün gerçekten olduğu gibi yani bir şey üretenen ve toplum yaşamında anlamı olan bir köylü gibi, değer katan bir insan gibi göstermek sanki daha uygun olur kanısındayım.

    • Yeşilköy’de vakt-i zamanında bir Ayastefanos Anıtı vardı. Ruslar tarafından 93 harbinde ölen Ruslar için yapılmıştı. 1914’te havaya uçuruldu. Ben o anıtın korunmasını gerektiğini ve patlatılmasa İstanbul’u daha da güzelleştirmiş olacağını söylemek için Rusları sevmeliyim. Ya da farz edelim ki yaklaşık 200 yıllık bir daraağacı var ve ben o darağacının korunması gerektiğini düşünüyorum. Sırf bu yüzden idamı savunmam mı gerekir. İdamı sevmeliyim. Söyleyeceğim şu: Tarih insanı aşar. Herhangi bir anıtı sevebilirim. Bu bir çeşmede olabilir, bir türbe olabilir. Bir apartman olabilir. Anıtın parasını biri ya da birileri ödedi diye o birilerini sevmek zorunda değilim. Bir çeşme mimari açıdan güzel olabilir. O çeşmeyi sevebilirim. Ama çeşmeyi yaptıran kişi ciğeri peş para etmeyen biri olabilir.

  • Beyoğlunda rastgele yürüyerek kaç kez gezdim bilmem. Bu ihtişamlı binalara da göz ucuyla bakıp geçtim. Her yapının bir hikayesi vardır, çok güzel bir yazı çıkarmışsınız. Tebrikler.

  • Anlatımlarınız güzel, hemen hepsini okudum çok yararlandım ve size teşekkür ediyorum. Genelde bu tür yazılarda pek eleştiride bulunmam önemli olan yazının bütünde verdiği bilgidir benim için. Fakat bu yazınızda ki ”bir köylü gibi attan düştü ve öldü” cümlesi beni de rahatsız etti. Çünkü o yıllarda da günümüzde de at sadece bir ulaşım aracı değil aynı zamanda insan hayvan ilişkisi içinde bir dost arkadaş ve spor partneri idi. Köylü gibi öldü cümlesi, sınıfsal ayrım ve aşağılama cümlesi olarak yazıda kalmış. İnsanlar çeşitli biçimlerde ölürler ama ölümün sınıfsal ayrımı pek olmaz. Kaldı ki kayın pederim de Atlı Spor Klübü’nde attan düşerek boynunu kırmıştı ama bildiğimiz İstanbul efendilerinden biriydi. Yine anımsadığım Türkan Şoray 70’lerde ki bir film çekimi sırasında attan düşerek boynunu kırmıştı. Benim de defalarca attan, bisikletten motorsikletten ve kayıktan düşmüşlüğüm ve araba kazası yapmışlığım vardır. Şimdi bunları sınıfsal olarak ayırmamız mı gerekiyor? Attan düşünce köylü, motorsikletten düşünce şehirli mi oluyorum?

    Çok da umursamayın bu yazdıklarımı çünkü dediğim gibi esas olan yazılarınızın tümünde verdiğiniz bilgiler benim için. Kaldı ki mükemmel de yazsanız yine birileri çıkıp başka kusurlar bulacaktır.

    • Öncelikle güzel yorumunuz için teşekkürler. Sizin gibi ölçülü, dengeli yorum yapan birini bulmak çok zor. Çünkü bizim millet vur deyince öldürüyor. Bir sürü bilgi, belge, kaynak arasında arayıp tararken bazen karıştırıp kimi şeyleri yanlış yazdığım oluyor. Bir şekilde yanlışımı bulanlar ağzına geleni saydı. Tabi bu durum hoş değil. Çünkü arkadaki yoğun emeğe bakmıyor. Eleştirinizin düzeyi bu açıdan çok önemli. Eleştirinizin ciddi bir ağırlığı var ve bu durum sizinde gayetiyle ölçülü biri olduğunuzu gösteriyor. Attan düştü ve bir köylü gibi öldü eleştirinize gelirsek, ben bir köy çocuğuyum köylüleri aşağılamam bu açıdan mümkün bile olamaz. Ama bu adam yaşadığı hayat itibariyle köylüyü aşağılayan bir tavır içindedir. Çünkü sosyete camiası böyledir.Bu yüzden bu camiayı hiç sevmem.O dönemde arabada vardı ama Abraham’ın arabası var mıydı bilmiyorum. Ama bu benim sözümü değiştirmiyor.Çünkü ben o cümleyle tersten vurmak istedim aslında. Yani ” Hayat bu işte, gör Abraham ve Abrahamgiller”

      Bu arada bende sizin gibi genele bakarım. Yazarını sevmediğim, çoğu düşüncesine katılmadığım yığınla kitap okuyorum. Çünkü aslolan sapla samanı ayırt etmektir…

  • Abraham Eremyan’ın hayatını okumak istedim, sizin keyifli anlatımınız üzere. Bulduğum bilgilerde doğum tarihi 1883 ölümü 1918 diye geçiyor. Bu durumda nasıl yaptırabilir bu hanları acaba daha doğmadan? Sizin verdiğiniz tarihler ve yaşamı, babası Kevork beye daha çok uyuyor sanki. Ne dersiniz?

    • Abraham Eremyan’ın doğum tarihi 1833’tür. Bilgilendiğiniz kaynakta bir yazım hatası olmalı. 3’ü 8 gibi okumuşunuz ya da onlar öyle yazmış.

  • öncelikle , bir farkediş yarattığınız için teşekkür ederim size… Elinize sağlık . Bununla beraber sanırım yazının amacı Abraham Eramyan dan ziyade istiklal caddesine halen çok yakışan ( bunca bakımsızlık,özensizlik ve kıymet bilememye rağmen ) Serkldoryan ya da yeni adı ile Emek binası. Ama yazınız daha çok Abraham bey e yaşayışı konusunda tek yönlü bir eleştiri olmuş. Şunu kabul edelim ki dikkat çekici olma kaygısı Abraham beyi bu binayı yapmaya itti. Mütevazi olma çabası şu an orada dikkat çekmeyen beş bina ile sonuçlanadabilirdi. Kaldı ki ben yazınızda bu binanın mimarı hakkında hiç bilgi bulamadım, haliyle de mimarını Abraham beyin hayat görüşünün proleter yorumlamasından daha çok merak ettim… Binanın çevresini süsleyen semboller ve binanın benzerlerinin ( aynı mimar tarafından yapılan binalar) nerlerde oldugunu okumak isterdim… Yine de sizin yazınız için de teşekkür ederim tekrar …

    Sevgiyle…

    • Öncelikle güzel yorumunuz için teşekkürler. Bu yazımdan dolayı çokça eleştiri aldım. Her eleştiride yazılarımı yeniden okurum ki kimi zamanda düzeltmişimdir.Ama nedense bu Abraham eremyan konusunda ısrarlıyım.Lakin Abraham Eremyan’a dair tüm kaynaklar onun gösteriş meraklısı, sosyetik, tavlayı bilmem kaç dönümlük arazi üzerine oynadığı konusunda birleşir.Yazıda ki temel amaçta binayı anlatmak değil aslında. Hayatı anlatmak. Hayatın içindeki o kusursuz tezatı anlatmak.Ultra zengin bir adamın iflasını, Avrupa sosyetesiyle boy ölçüşen bir adamın bir köylü gibi attan düşerek ölmesini ve tüm bunları aşarak Serkldoryan gibi burjuvazinin kalbi olan bir binanın Emek Pasajı olmasını.

      Saygıyla…

  • Harika bir yazi olmus, efendi onca satafattan sonra bes parasiz siradan bir adam olarak attan dusup olmusse olmustur. Ramazan Bey olani yazmis.
    Rahat olun, gocunmayin.
    Koylu gibi olmek efendinin serefi olsun.

  • Sizin Serkldoryan dediğiniz Cercle d’Orient – Doğu’nun merkezi adında bir kulüp. Bina sahibi Abraham Eramyan ile ne ilgisi var yazmamışsınız. Bu kulüp (kulüp oluşumu bir batı kültürüdür) batı kültürüne aşina insanları üye olarak alması da doğaldır. Bugün Emek Sineması olan ve yıkılmak istenen kısmı bina ilk yapıldıktan sonra “Salon de Paten” Paten salonu olarak yapılmış ve kullanılmıştır. Eski Beyoğlu ve İstiklal Rue de Pera) caddesi krokileri incelendiğinde görünür. Bu bakımdan da çok önemli bir tarihi yapıdır.
    Abraham efendinin attan düşüp ölmesini de neden “köylü” gibi ifadesi ile izah ettiğinizi anlaşılır değil. Ben de bütün izahınızda adeta bir “zengin düşmanlığı” ile kendi yazınıza itibar arayışı sezdim. O zenginler olamasaydı bu yapılarında yapılamış olacağı aşikar. Umarım anlamışsınızdır.

    • Öncelikle selamlar.

      Abraham Paşa hiçbir zaman siyasi ataklarıyla ya da devlet adamı olarak değil bir sosyete mensubu olarak zenginliğiyle, zevkleriyle anılmıştır.Bu servetinin büyük çoğunluğuda ailesinden gelir zaten.Problem zenginlik düşmanlığı değil, insan zengin olabildiği kadar mütevazide olabilir. Abraham Paşa’da bu tür bir mütevaziliğin dirhemi bile yoktur.Kendisine yetmez istanbul Sosyetesi, Avrupa sosyetesinde bile ad yapar.İşler kötü gittiğinde de Serkldoryan’ı ipotek ettirerek Osmanlı Bankasından borç aldığı 58.000 lirayı yine lüks ve şatafat içinde harcar. Bu adam için bu yazının sertliği az bile.

  • Yorumunuz üzere yazıyı yeniden kontrol ettim…Kimi cümlelerin üzerinde titizlikle düşündüğüm söylenilebilir.

    Lakin aşağılamaya dair herhangi bir cümle bulamadım…Tezat
    vardı sadece. Hayatı boyunca mütevaziliğin kıyısına yaklaşamayan bir adamın tezatı vardı…Ve bu tezat, hayat ve ölüm gibi çarpıcıydı.

  • Yazi sanki tarafli ve Abraham Eramyani asagilamak icin yazilmis gibi.
    Sadece bina ile ilgili ve daha notr bilgi verilmis olsaydi daha hos olurmus…

Yorum yapmak istermisiniz?

Hazırlamış olduğum bilgi yarışması uygulamasını Google Play'den indirin ▼
------------------------------------------------------

——————————————————-

İstanbul’u eğlenerek öğrenin

———————————————————-

———————————————————–

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————

—————————————————————-

Bu sitede emeğe saygı esastır

_______________________________________