Sarkis Sarraf  Hovhannesyan 1740 İstanbul doğumlu Ermeni bir tarihçi.
İleri derecede Türkçe ve Rumca biliyor.
Neredeyse tüm ömrünü kaleme aldığı eserleri için harcamış.
Bu eserlerden bir tanesi de 1800 yılında bitirdiği, hem tarihçiliğini hemde seyyahlığını konuşturduğu bir kitap: Payitaht İstanbul’un Tarihçesi.

Bu kitap alanında özel bir kitap olarak kabul edilebilir. Çünkü Hovennasyan bu kitabında İstanbul’u anlatmak için farklı bir metot kullanıyor.
Genelde İstanbul semt semt anlatılır. Bu gerek seyahatnamelerde gerekse günümüzde yazılan kitaplarda da böyledir. Ama Hovhannesyan kitabında  İstanbul’u semt semt anlatmıyor.İki merkez belirliyor ve İstanbul’u bu merkezler çevresinde açıklıyor. Merkezlerden biri surlar  diğeri de oldukça kafiyeli bir şekilde, burunlar.
Sur demek İstanbul demek. Çünkü İstanbul demek sur içi demek. Burunsa Boğaziçi demek. Aslında Hovhannesyan kulağa usulca şunu fısıldıyor: “Ey okur! İstanbul surlardır  ve Boğaziçi’dir aslında.”

Hovhannesyan surların 26 kapısını çevresine sinen yaşamla ve yapılarla beraber anlatıyor. Kapıdan giriyor ve yavaş yavaş kentin içlerine doğru ilerliyor. Böylece kentin merkezine kadar uzanan yapıları da anlatıyor. Anlattığı bölgede eğer Hristiyan geçmişe dair dikkat çekici bir iz varsa özellikle es geçmiyor. Mesela Çubuklu’da kalıntıları dahi olmayan  Akimitis  adlı bir Bizans Manastırı’ndan bahsediyor. Bu manastırın keşişlerine  uykusuz keşişler derlermiş. Bu keşişler nöbetleşe gece-gündüz hiç uyumadan dua ettikleri için bu adı alırlarmış.

Sur kapılarıyla devam edecek olursak Kumkapı’da saray katırlarının bulunduğu Katırhan’dan bahsetmiş, şuan yok tabi. 17. yy’da Kumkapı’ya demircilikle geçinen çingenelerin yerleşmiş. Ama Köprülü Mehmet Paşa’nın çingeneleri buradan kovduğundan ve oturdukları evleri yıktırmış. Çünkü ahlaksız hareketlerde bulunmuşlar. Öyle anlatıyor Hovennesyan. Sarayburnu Surları civarında o kadara köşk varmış ki o civarı iyi bilmeme rağmen zihnimde canlandırmayı bir türlü beceremedim. O kadar köşkten şimdi sadece iki tane kalmış; biri Sepetçiler Kasrı diğeri de sadece kalıntısı kalan İncili Köşk.

İstanbul’da geceleri bu 26 kapı kapanırmış. Böylece şehrin güvenliği sağlanırmış. Geç kalanlar ancak tek bir kapıdan girebilirlermiş; Eminönü Yeni Camii civarında bulunan Bahçekapı’dan.

Eğrikapı’dan bahsederken Aya Panayia Kilisesi için özel bir parantez açıyor. Çünkü bu kilisede Rumların azgın delileri uslanana kadar zincirle bağlı şekilde kapalı tutulurlarmış. Açlık ve susuzlukla cezalandırırırlar hatta bazen dövüldükleri bile olurmuş.

Hovhannesyan, İstanbul Surları’nın bu 26 kapısını anlattıktan sonra Eyüp’e geçiyor, Eyüp Camii’nden ve Eyüp’teki Ermeni mahallerinden bahsetikkten sonra Kağıthane ve Sütlüce’ye geçiyor. Sütlüce adını kadınların sütünü çoğaltan bir ayazmadan alırmış. Kasımpaşa’da mollanın birinin, bir Yahudi mezarlığını bir gecede nasıl camiye çevirdiğini anlatıp Galata’ya geçiyor. Tahmin edebileceğiniz gibi Galata’yı anlatmaya, Galata Surları’nın kapılarından başlıyor. Buradaki dokuz kapıyı etrafına yerleşen esnaflarla beraber anlatıyor. Malum orası Galata ticaretin, esnafın merkezi.

Tophane’yi, adını Salı günü kurulan pazardan alan Salı Pazarı’nı, Beşiktaş’ı, Ortaköy’ü anlattıktan sonra Boğaziçi’ni anlatmaya başlıyor. Boğaziçi’ni anlatırkende merkez olarak burunları alıyor ve saymaya başlıyor burunları: Defterdar Burnu, Sarraf  Burnu,  Akıntı Burnu, Bebek Burnu, Kayalar Burnu, Tokmak Burnu, Yeniköy Burnu, Kireçburnu vs. Boğaziçi’nin önemli burunlarını yine çevresine sinen yaşamları, olan ve olmayan yapılarıyla beraber anlatıyor.

Beykoz’dan, Çengelköy’den, Beylerbeyi Bahçesi’nden, İstavroz Köyü’nden, Kuzguncuktan bahsediyor. Kuzguncuktan bahsederken burada yaşayan ölülerin yaşayanlardan fazla olduğunu söylüyor. Çünkü Yahudiler Kuzguncuk’u Kudüs toprağına bitişik kabul ediyorlşarmış. Bu yüzden ölen bir çok Yahudi buraya gömülmeyi tercih ediyormuş.

Buradan Üsküdara geçiyor, derken Kadıköy, Moda, Maltepe  Kartal oradan Adalar’a geçip kitabını bitiriyor.
Tüm bu yolculuk 76 sayfacık sürüyor. Son 10 sayfa ise liste şeklinde düzenlenmiş. Listede 1800 yılında mevcut olup sur içinde bulunan Rum Kiliseleri, iskeleler ve şehrin kapılarının tam listesi var.

 

 

Payitaht İstanbul’un Tarihçesi
Sarkis Hovhannesyan
Tarih Vakfı Yurt Yayınları
86 sayfa 

Bu yaziya 3 yorum yapilmis.

  • Sevgili Bedük,

    Özel olarak bana tarif etmiş bulunduğun İstanbul çok kısa da olsa öz olmuş.ellerine ve gönlüne sağlık Tabi ki tarihçi Sarkis Hovhannesyan’a da ayni dilekler.

  • Bu kitap için özel çekim yaptım. Hem de gecenin saat ikisinde. Beğenin güzel.Teşekkürler

  • kapak çok güzelmiş..

Yorum yapmak istermisiniz?

Hazırlamış olduğum bilgi yarışması uygulamasını Google Play'den indirin ▼
------------------------------------------------------

——————————————————-

İstanbul’u eğlenerek öğrenin

———————————————————-

———————————————————–

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————

—————————————————————-

Bu sitede emeğe saygı esastır

_______________________________________