Çirkin ördek yavrusu Karacaahmet Mezarlığı’nda

Çirkin ördek yavrusu Karacaahmet Mezarlığı’nda

"Ölmedim, uyuyorum" Kırların, çimenlerin arasında uzun zaman kuluçkaya yatan bir ördek varmış. Sıkıcıymış yumurtaların üzerinde günler süren bu kuluçkaya yatma meselesi ...

Aralık, 2017 Tarihli Makaleler

Düğünçiçeği’nin yaklaşık 400 çeşiti var. Bu 400 çeşitten yaklaşık 75’i  ülkemizi mekan eylemiş. Bir tanesi de  İstanbul’u. Bu yüzden İstanbul’un adını taşıyor. Latince  Ranunculus Constantinopolitanus , bizce İstanbul Düğünçiçeği İstanbul Düğünçiçeği’nin parlak sarı renkli çiçekleri daha açmadan, tomurcukken bile çok güzeldir Güzel derken bizce güzel tabi. İnsanca. Lakin hayvanlar öyle düşünmez. Ağuludur Düğünçiçeği. Tatsız tuzsuzdur. Çiğnendiği ilk anda ağızı tahriş […]

  Oyun illa ki parklarda mı oynanır. Sokaklarda mı? Mesela mezarlıklarda oynanmaz mı? Mesela, sırf oyun olsun diye Scooby Doo 500 yıllık tarihi bir mezarlığın toprağına  gömülmez mi? Sonrasında da üstüne tahtalar örülmez mi? Toprağı serpilmez mi? Mezartaşı dikilmez mi ? Müthiş bir oyun oynamanın keyfiyle tebessüm edilmez mi ?

  Bu kabartma haçlar  şu ana kadar hiç yazılmadı. Dolayısıyla ilk defa gündeme geliyorlar. Ve rehberlerdeki yerlerini alacaklar. Artık Sultanahmet Meydanı’na gidildiğinde sadece göz ucuyla bakılan, çukurda kalan bu çeşmeye uzun uzun bakılacak, bu haçlar aranacak. Ve  Sultanahmet Meydanı’nın kitabesi sökülmüş, bakıma muhtaç hatta aç Çukurçeşme’si hakettiği değeri kazanacak. Belki de bu yazıdan sonra ilgi odağı olacak. Artık turist rehberleri Sultanahmet Meydanı’nı anlatırken duraklarına bu çeşmeyi […]

Yorum, Troçki’nin Büyükada’da 4 Yıl Kaldığı Ev Müze Yapılsın Mı?  Anketine Siyah Leylek rumuzlu bir okuyucu tarafından yapılmış ve bizim tavrımızı İsviçre’nin tavrıyla karşılaştırıyor. Avrupalı felsefecilerden birinin bundan 150 yıl önce İsviçre’nin kantonlarından birisini ziyaret ettiğinde 1 gece kaldığı otelin  şuan müze olduğundan bahsediyor. Ve bu müze bir çok milletten ilgili bir çok insanın o kantona gelmesi için yeterli bir neden […]

Bu sitede Şubat ayından itibaren  Troçki’nin İstanbul’daki mirasına sahip çıkan ve onun mirasını gündeme taşımayı amaçlayan “ Troçki’nin Büyükada’da 4 Yıl Yaşadığı Ev Müze Yapılsın mı? ” adı altında bir anket yayınlanıyor. Ankete katılım belirli sayılara ulaşınca da sonuçlar bilgilendirme amaçlı paylaşılıyor. Ankete katılım 100 olduğundaki ilk sonuçlar bu linkte, 300 olduğunda da bu linkte  yayımlanmıştı. Aradan geçen 2 hafta içinde ankete […]

Bizans. 1000 yıl boyunca İstanbul’u başkenti olarak kullandı. Bu binyıl boyunca da saraylarından kiliselerine, manastırlarından ayazmalarına, surlarından hanlarına, mezar odalarına ve su kemerlerine kadar binlerce eser verdi. O binlerce eserden günümüze  ne yazık ki onlarcası kaldı. 10 dakikalık bir belgeselde bu Bizans eserlerinin 50 yıl önceki halini görmeniz mümkün. Belgesel 1964 yılında yapılmış ve Fransızlara ait . Haliyle Fransızca ama izlerken canınız sıkılmaz. Çünkü […]

İstanbul’un zamana direnen onlarca kapısından en az bilineni. Belki de hakkında en az yazı yazılanı. Onun için yalnız sayılır, kimsesizdir. Bu yazının nedeni de onu bu kimsesizlikten, ilgisizlikten kurtarmak. İstanbul’un unutulan bir kapısını kayıt altına almak.

Mesnevihaneler klasik tasavvufun temel eserlerinden olan Mesnevi’nin öğretildiği hanelerdi. Bu mesnevihaneyse   Mesnevi’nin sadece Mevlevilerce değil diğer tarikatlarcada    benimsediğinin bir kanıtı olarak Fener’in tepesinde, Çarşamba’nın yamacında yükseliyor. Çünkü bu mesnevihaneyi yapan bir Mevlevi Şeyhi değil bir Nakşibendi Şeyhi. Şeyhin epeyce uzun bir adı var: Şeyh el-Hac Hafız Seyyid Mehmed Murat Efendi. Bu derece uzunca bir adla karşılaşınca düşünmeden edemedim. Mimar Sinan hacıydı ama hacı anlamına […]

Bu kitap okunmalı. Ama Sultanahmet  Meydanı’nında binlerce yıl bekleşen  yapıların tarihini etraflıca öğrenmek için değil. Meydanı anlamak için. Meydanın ruhunu kavramak için. Çünkü bu kitap Atmeydanı’nın ya da nam-ı diğer Sultanahmet Meydanı’nın hayatını anlatıyor. Yaşanmışlıklarını. Duygularını. İnsanın nasıl duyguları varsa  ondan kat be kat uzun ömürlü olan meydanında duyguları vardır. Öyle ki meydan, kah acıyı yaşar kah sevinci. Kah eğlenceyi yaşar kah vahşeti. Kah yalnızdır kah kalabalık. Meydanın 3 […]

Sultanahmet Adliye Sarayı’yla Klodfarer Sokağı arasında bulunan İbrahim Müteferrika parkı ; parke taşlarıyla, yeşil alanıyla ve banklarıyla betonarme binaların arasında kendi halinde duruyor. Ama bir pazar sabahı Divanyolu’nun keşmekeşinden uzaklaşıp sessizliği dinlediğinizde, burayı parktan çok bir “boşluğa” benzetiyorsunuz. Tarihe günübirlik bir parantez açabileceğiniz ve kenarına geçip 40 odalı masaldan saray düşleyebileceğiniz bir boşluğa? Borular,  gri metal yapı ve İbrahim Müteferrika?nın heykeli boşluğun […]

Bu korint sütun başlığı nerden baksanız bin yaşında belki de binbeşyüz. Oldukça da zarif gözüküyor. Saksıdan fırlayan çiçek yapraklarını andıran bedeniyle de kimbilir hangi Bizans sarayını süslemiştir. Ve kimbilir kaç depreme, kaç suikaste ve ayaklanmaya, kaç entrikaya tanıklık etmiştir. Belki de her şeyi yaşamıştır herşeyi görmüştür de  bir şeyi yaşamayı hiç akıl edememiştir. Kuyu kapağı olmayı. Not:Bu kuyu Kurşunlu Han’da girişin hemen solundadır.Kurşunlu Han Mimar Sinan yapısıdır ve Galata’da […]

Cevri Kalfa 1808  yılındaki  Yeniçeri  isyanında yeniçeriler  henüz çocuk yaştaki 2.Mahmut?u öldürmek için saldırdıklarında şehzadeyi korumak için saldırganların yüzüne kızgın kül fırlatacak kadar cesur bir cariyedir. Ve onun bu hamlesi şehzade Mahmut’un tavan arasına saklanması için zaman kazandırır. Böylece hayata tutunur  şehzade Mahmut. Ve 2.Mahmut  gün gelir padişah olur. Ne onu vakti zamanında öldürmek isteyen yeniçerileri ne de onu ölümden  kurtaran Cevri Kalfa?yı unutur. Birini […]

Seyyah-ı Alem Evliya Çelebi evvela seyyahlığa memleketi olan İstanbul’dan başlar. Daha benim yaşımda bile değildir. 20’li yaşlarında içi gezme tutkusuyla dolu tıfıl bir delikanlıdır. Sokak sokak dolaşır İstanbul’u bu tıfıl delikanlı. Surların çevresini adım adım, camilerin kapılarını pencerelerini bir bir sayar. Hiç üşenmez. O, camilerin kubbelerini incelerken bir mimardır. Surları incelerken bir tarihçi. Yer adlarının kökenine inerken bir filolog gibidir. Kimi zaman düş gücü arşa uzanan bir hayalperestdir. […]

Çevresini saran insan ve apartman kalabalığının içinde tek başınadır o. Ama asla yalnız değildir. Her dem koca gövdesine sarılmak istenir ki  gövdesi 16.5 metredir. O içindeyken de dışındayken de güzel olandır aynı zamanda. Dışındayken İstanbul’un her yerinden izlersiniz onu. İçindeykense  tüm İstanbul’u. Böyle bir şeydir işte bu kule. Adamı durup dururken şair eder.

Osmanlı Ayasofya’nın ismini değiştirmeyecek kadar, kendi yaptırdğı camiye İstavroz Camii diyecek kadar ve kiliseden çevirdiği camiye Kilise Camisi diyecek kadar kendinden emindi. Ayasofya’nın, Khora’nın, Pantokrator ve Pammakaristos  kilise ve manastırlarının içindeki ikonaları kazıtmayacak kadar da komplekssizdi. Hatta iki padişahına türbe olarak bir vaftizhaneyi beğendi. Aya İri’nin apsisindeki o devasa haçı ne kazıdı ne de üzerini sıvadı. Bıraktı öylece ve yüzyıllarca […]

Bahar geldi sayılır. En azından gelmese bile eli kulağındadır. Malumunuz cemrelerin bir tanesi havaya bir tanesi de suya  düştü. Üçüncüsü de toprağa düşerse tüm kış zamanı yaşayan cemrelerin canı çıkmış soğuk havalar için iş bitmiş sayılır. Bahar çiçeklene çiçeklene gelmiştir artık. Ve İstanbul’da baharın tadı manzaraya hakim olan teras katlardaki kafelerde açık büfe kahvaltılarla, kahve keyifleriyle çıkar.

Sula Bozis İstanbullu bir Rum ve kendini Rumların İstanbuldaki mirasına, mutfağına, yaşantısına adamış bir yazar. Sula Bozis, Cibali’de  Hacımihali Apartmanı’nda doğmuş. Hemen aşağısında bulunan Aya Nikola Kilisesi’nde de vaftiz olmuş. Çocukluğu Cibali ve Bakırköy’de geçmiş. Çünkü anne tarafı kuşaklar boyu Bakırköy’de yaşamış. Beyoğlu’nda bulunan  Zaypon Kız Lisesi’ne kayıt olunca da Beyoğlu’na taşınmışlar. Sonrasında İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun olmuş. Ama […]

Bu heykel, daha okulları, hastaneleri, hükümet konaklarını, il ve ilçe meydanlarını, parklarını Atatürk heykelleri furyası kaplamadan önce yapılan ilk heykeldir. Peki, neden ilk Atatürk heykeli İstanbul’a yapıldı? Ve neden buraya? İstanbul Osmanlı demekti, saray demekti. Padişah demekti, halife demekti. Ankara’ysa Cumhuriyet. Heykelle yeni kurulan cumhuriyetin vermek istediği mesaj netti aslında. “Sadık ol İstanbul” Bu heykel Topkapı Sarayı’nın denize ulaşan burnu olan Sarayburnu’nda bulunur. Ve sırtını Topkapı […]

  Rivayet olunur ki  padişah 3. Murat bir gün hanendeleri ve sazendeleri ile şu an tabanı kalan bu köşkte muhtemelen tam da bu taban üzerinde meşk ederiken İskenderiye’den Osmanlı donanması dönmektedir. Ve gelenek üzerine kadırgalar saray önünden geçerken sarayı selamlamak için top atışı yaparlar. Top atışı üzerine umulmadık bir biçimde köşk, zangır zangır titrer. Donanma daha önce yüzlerce kez saray önünden […]

Hazırlamış olduğum bilgi yarışması uygulamasını Google Play'den indirin ▼
------------------------------------------------------

——————————————————-

İstanbul’u eğlenerek öğrenin

———————————————————-

———————————————————–

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————

—————————————————————-

Bu sitede emeğe saygı esastır

_______________________________________