Çirkin ördek yavrusu Karacaahmet Mezarlığı’nda

Çirkin ördek yavrusu Karacaahmet Mezarlığı’nda

"Ölmedim, uyuyorum" Kırların, çimenlerin arasında uzun zaman kuluçkaya yatan bir ördek varmış. Sıkıcıymış yumurtaların üzerinde günler süren bu kuluçkaya yatma meselesi ...

Aralık, 2017 Tarihli Makaleler

  Anketin ilk sonuçlarını daha önce bu bağlantıda yayımlamıştım. Şu an ankete katılım 300’ü aşmış. An itibariyle 301’dir. Sonuçlara gelince, Troçki’nin Büyükada’da Kaldığı Ev Müze Yapılsın mı? sorusuna yanıt veren 301 katılımcıdan; 20 katılımcı “Hayır, gerek yok” demiş, 275 katılımcı ise “Evet, müze yapılsın” demiş, 6 katılımcı ise hiçbir görüş bildirmeden gönder butonuna tıklamış.

Bizans Hipodrom dedi. Osmanlı At Meydanı. Bizans atlı araba yarışları yapardı. Osmanlı cirit. Bizans danslar, eğlenceler, cambazlık gösterileri yapardı. Osmanlı haftalarca süren sünnet düğünleri, cambazlık gösterileri. Ve Bizans an olurdu ayaklananları kanlı  şekilde burada bastırırdı. Osmanlı da ayaklananların  kellerini meydanın ortasında ki Vakvak  ağacının dallarına burada asardı. 1800 yıllık meydandır. Burada tarih olduğu gibi akmıştır. Çünkü tarihte aslolan devamlılıktır. Çünkü tarih akıştır. Zamanın insanca  ilmek ilmek işlendiği nakıştır. […]

Osmanlı, Tapu ve Kadastro Müdürlüğü’ne Defter-i Hakani diyodu. Tapu işlemleri burada görülüyor tapu sicil işlemleri burada yapılıyordu. Tapu Kadastro Müdürlükleri’nin merkezi ise Sultanahmet’te bulunuyordu. Bina şu an Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan Pargalı İbrahim Paşa Sarayı’nın  bahçesine 1881’de yapılmıştı. Yüksek tavanlıydı ve 102 ofisten oluşuyordu. Bina hala Tapu ve Kadastro Müdürlüğü olarak yapıyor. Ama herhalde birkaç yıl sonra otel olacak. Malumunuz  Sultanahmet ve Ayasofya […]

Ahırkapı Feneri’nin hikayesi bir deniz kazasıyla başlar. Marmaralı denizcilerin başının belası şiddetli lodos, her zaman olduğu gibi 1755 yılının bir bahar mevsiminde de olanca gücüyle esip gürlemektedir. Mısır’a ticari ürünler götüren Hacı Kaptan idaresindeki kalyon, bu esip gürleyen lodosa  fazla direnemez ve Kumkapı civarında karaya oturur. Zamanın sadrazamı Said Paşa olayı duyar duymaz soluğu Kumkapı’da alır. Karşılaştığı manzara hazindir: Dev kalyon ve mürettebat, Marmara’nın lüferleri ve istavritleri gibi denizde […]

Yaklaşık 7 ay önce  Üsküdar rıhtımda bulunan  tek kişilik bir mahalle karakolunun hikayesini yazmıştım. Bu yazımda tek kişilik karakollardan İstanbul’da sadece iki tane kaldığından ve korunması gerektiğinden bahsetmiştim. Bugün vapur iskeleye yanaştığı zaman şunu farkettim. Karakol yoktu. Kaldırmışlar.

Önde, fotoğrafın merkezinde Cezaevi koşullarını pretosto eden ve “Tecrite Son” diyen bir grup pretostocu. Fonda ise  Taksim Meydanı’na adını veren altıgen yapılı Taksim Maksemi ve su deposu.

Türbede üç sanduka var, üçü de parçalanmış. Duvarlarından otlar fışkırmış. Tahta kapısı kırılmış.Kubbesi delinmiş. Ve penceresi de yok. Sağlam bir kapı yapmaktansa kapının olduğu yeri tuğlalarla örmüşler. Aynı muameleyi pencereler içinde uygun görmüşler. Türbe, sebil ve darülkurradan oluşan 200 yıllık bir külliyeyi böylece öldürmüşler. Zamanında Mekke Kadılığı ve Anadolu Kazaskerliği yapmış olan Benlizade Ahmet Reşit  Efendi?nin türbe, sebil ve darülkurra’dan oluşan külliyesinden bahsediyorum. İstanbul?a […]

95.1 frekansında yayın yapan Özgür Radyo’nun  Cuma günleri saat 16 00 da başlayan bir programı var: Bizim İstanbul. Bizim İstanbul, İstanbul’u ideolojik ve dinsel kimlik olarak değil de bir dünya kenti olarak algılayan bir  program. Ve Bizim İstanbul, İstanbul’u tüm tarih katmanlarıyla beraber anlamaya çalışan ve onu  tanıtmak gibi de bir gaye taşıyan program. Nihayetinde birİSTANBULhayali.com’da İstanbul’u böyle algılar, böyle kurgular. […]

Sebiller sıradan zamanlarda su dağıtmak için  kandil, bayram gibi zamanlarda ise  suyun yanında  şerbet dağıtılan yapılardı. Bir çeşmeye monte edileni de vardı, ayrı olarak yapılanı da. Küçüğü de vardı. Anıtsalı da. Mihrişah Valide Sultan Sebili anıtsal olanlardandı. 2,5 metre yüksekliğindeydi. 5 pencere bölmeliydi. Bitkisel bezemeliydi.

” Bu rehber aşıklar için ya da aşkın arefesinde olanlar için küçük bir tarih ziyafetidir. İş bu rehber  25 eser-i şahanenin anlatımından ibarettir.” İstikal Caddesi’nde gezi Taksim’den başlar.Ve siz Taksim Meydanı’na otobüsle geldiğinizde meydandaki duraklarda inersiniz. Ayağınızı bastığınız ilk yerin yaklaşık bir metre altında, birbirine karışmış onlarca insan kemiğini, sevgilinizle beraber kolkola düşlemek pek hoş olmayabilir. Ama düşleseniz iyi olur. Çünkü burası eskiden büyük bir mezarlıkmış, […]

Osmanlı tarihi sinema açısından adeta saklı bir hazine. Konu o kadar çok ki. Yeniçerilerin  “İstemezük” nidalarıyla başlayan isyanlarından tutun, küçücük bir şehzadenin başından geçen trajediye ordan Avrupa’ya yönelen seferlere belki Mimar Sinan’ın hayat hikayesine, Evliya Çelebi’nin o muhteşem seyahatine, Katip Çelebi’inin meşakkatli bilim serüvenine kadar… Fetih 1453’te  o uçşsuz bucaksız konulardan sadece bir tanesine eğilmiş.

Bu sitede bir zamandır ” Troçki’nin Büyükada da 4 Yıl Yaşadığı Ev Müze Yapılsın Mı ? ” adı altında bir anket yayımlanıyor. İlk yayımlandığından bugüne ankete katılım 100’ü aşmış. An itibariyle 102’dir. İlk 100 katılımın sonuçlarına gelince :

Bu camiyi 1536’da Makbul İbrahim Paşa yaptırmıştı. Ya da şu an popüler adıyla Pargalı İbrahim Paşa. Caminin hikayesini daha önce bu bağlantıda anlatmıştım. Şimdi de panoramik bir fotoğrafını sunuyorum.

  Filmde ilk dikkatimi çeken  şehzade Bayezid oldu. Çünkü Osmanlıda şehzade olmak zor iştir. Çoğu zamanda trajiktir. O dönem 5-6 yaşında olan Bayezid  babasından sevgi bekler. İlgi bekler. Birkaç kez şansını dener. Ama her defasında sonuç hüsran olur. Babası her zaman soğuktur. Film bunu çok iyi vurgulamış Yalnız, Fetih 1453 tarihin ruhunu yaklamakta epeyce geri planda kalıyor. O döneme kullanılan […]

Bu filmin aynı dönemi işleyen diğer  tüm tarihi filmler gibi Bizansla arası pek iyi değil. Oysa Bizans Roma’dır. Tıpkı onu yıkan Osmanlı gibi. Film sırasında şahit olduğum bir trajedidir. Ne zaman Bizans görüntüleri ekranı kaplasa seyircilerde bir kıkırdamadır başlıyor. Yer yer kahkahalar duyuluyor. Seyircilerde problem yok. Problem senoryada. Aslında senoryada da değil, dipte. Derinlerde. Zihniyetimizde.

“Kuyumcu ustası, ustalığını ve hünerini göstermek için öyle bir mutluluk kapısı yapmış ki sanki parlak Kabe kapısıdır. Buna imanla bakanlar şaşkınlık içinde kalırlar. Pirinç madeninden levhalar üzerine ince ince kalemkar nakışlarıyla … … bazı değerli taşlar ile süslenmiş  ve gümüş halka ve gümüş menteşeler ve gümüş kilitler ile süslenmiş bir eşsiz kapıdır.” Sultanahmet’in ana giriş kapısını anlatan yukarıdaki anlatım Evliya […]

267 metre uzunluğundaki, dört  kulesiyle Boğaziçi’nin olmazsa olmazlarından olan Selimiye Kışlası’nı herkes bilir. Taksim Topçu Kışlası da bu kışlanın Avrupa Yakası’ndaki karşılığı olarak 1806’da yapılmıştı. Kışla Avrupa tarafında yapıldığından olacak mimari açıdan daha güzeldi. 2’si büyük, 12’si küçük toplam 14 kubbesi vardı. Özellikle çift kubbeli girişiyle  kışlayı değil de sarayı andırıyordu. Kışla, 1908’den itibaren  askeri amaçlar dışında kullanılmaya başlandı. 1921 yılında iç avlusu stadyum olarak […]

“Roma için iyi olan dünya içinde iyidir?” diyebilecek kadar  güç manyağı bir devlettir Roma. Kendini dünyanın merkezine oturtması da bu yüzdendir. Roma, gücü diliyle yakaladığı kadar yapılarıylada anıtsallaştırır. Güç , görkem ve anıtsallık  kudretli ve haşmetli Roma’nın taptığı üç sihirli kavramdır. Sultanahmet’te bulunan aşağıdaki taşın kenarındaki yazıya bakıp, taşı Roma’nın diktiğini sanmayın. Roma böyle taş dikmez. Çünkü Roma?nın ne adına ne de namına yakışır, bu […]

  Bizans’ın  Hipodromu. Osmanlı’nın  At Meydanı. Cumhuriyet’in Sultanahmet Meydanı, 3 dikilitaşla süslüdür. Bu dikilitaşlardan  yaklaşık 10 tane varmış. Ama 3 tanesi kalmış. 3’ü de 3 çarpıcı hikaye bırakmış. En eskisinden başlayalım.   Gücün simgesinden hokkabazlara uzanan bir hikayesi var Mısır Dikilitaşı‘nın. Ayrıntısı için tıklayın: Dikilitaş”ın Kudretle Dolu Hikayesi       Yılanlı Sütun ise adeta Tarihin Belleğine Çakılan Bronz Bir Çivi.   […]

İstanbul, İstanbul olmadan önce Yani daha tıfıl bir şehir iken, Surları daha Çemberlitaş?a bile ulaşmamışken, Tam da burada Zeuksippos denilen bir hamam vardı. Ve bu hamam adını entrikalarıyla meşhur tanrı Zeus?tan alıyordu. Şimdiyse Hürrem Sultan?ın hamamını görüyoruz. O  da  entrikalarıyla  meşhur. Ve burası

Aspar Bizans’ta ünlü bir  komutandı. Desteğiyle 457  yılında 1.Leon’u imparator yapmıştı. Birkaç yıl sonra da (459) şu an Fatih’in Çarşamba semtinde bulunan Yavuz Selim Cami’nin önündeki  bölgeye geniş bir çukur açtırmış, etrafını tuğlalarla ördürterek bir sarnıç  yaptırmıştı. Oldukça da büyüktü yaptırdığı sarnıç. Anlaşılan namına  yakışır bir sarnıç olsun istemişti Aspar. 152 metre genişliği 152 metre  uzunluğu 11 metrede derinliği vardı çünkü. Kaderin mi yoksa tarihin […]

İstanbul, 330 yılında  Roma’nın başkenti olarak inşa edildiğinde kentte hummalı bir çalışma başlamıştı. İmparatorluğun bir çok bölgesinden getirilen sütunlar forum merkezlerine dikiliyor saraylar, sarnıçlar, kiliseler ve manastırlar yapılıyor kenti saldırılardan koruyacak büyük surlar inşa ediliyordu. Şu anki Edirnekapı semti de  surların dışındaydı. Bunun için de “Khora” yani “kent dışı” olarak adlandırılıyordu. Khora’nın kaderini belirleyen olay  289 yılında gerçekleşti. 289 yılında  Aziz Babylas, 84 müridiyle beraber […]

Yukarıdaki cami , 2 metreyi zar zor bulan basık tavanıyla, birbirine yakın ve oldukça da kalın 54 sütunuyla  İstanbul’un en özgün yapılı camisi. En şaşırtanı. En ayrıksısı. İstanbul’un fethi sırasında Bizans’ın Haliç’e gemi girişlerini önlemek için Haliç’in ağzını zincirle kapattığı herkesçe bilinir. Bu zincirin bir ucu Sirkeci’ye bir ucu da Galata’da bulunan Kastelyon Kulesi’ne bağlanıyordu. Bu camide  bu kulenin mahzeni yani bodrumu olarak yapılmıştı. Bizans, Kastelyon […]

İtiraf ediyorum. Amacım Eyüp İskelesi’ni çekmekti. Vizörden dikkatlice bakınca fonda Ayasofya’nın olduğunu farkettim. Boşver dedim Ramazan, Ayasofya’yı çek. Bu seferde Eyüp İskelesi ve sandalla karşıya , Sütlüce mevkiine geçmek isteyen birkaç yurdumun insanı eşlik etti. Yazının adı Eyüp’ten Ayasofya olacaktı. Tersi oldu. Gayetiyle de güzel oldu.

Sayfalar:12»

Hazırlamış olduğum bilgi yarışması uygulamasını Google Play'den indirin ▼
------------------------------------------------------

——————————————————-

İstanbul’u eğlenerek öğrenin

———————————————————-

———————————————————–

———————————————————–

————————————————————

———————————————————-

———————————————————-

———————————————————

———————————————————

———————————————————

——————————————————–

————————————————————

——————————————————–

———————————————————

———————————————————–

——————————————————-

———————————————————–

E-mail adresinizi yazın

yeni yazılar posta adresinize gönderilsin
(E-posta adresinize gönderilen linki tıklamayı unutmayın)

——————————————————–

————————————————————

YAZI ETİKETLERİ

———————————————————-

———————————————————

—————————————————————-

Bu sitede emeğe saygı esastır

_______________________________________